Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • Türkiye'nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olduğunu hatırlatan Hamarat, dünya piyasasındaki payın geriledi...
- • Diğer ülkelerde fındık üretiminin makineli ve modern yöntemlerle yapıldığını, bu nedenle maliyetlerin düşük ol...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
Türkiye'nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olduğunu hatırlatan Hamarat, dünya piyasasındaki payın gerilediğine dikkat çekti. Hamarat, "Dünya piyasasının yüzde 70'ini biz karşılıyorduk, bu rakam her geçen gün düşüyor. Şu anda yüzde 50'li seviyelere kadar inmiş görünüyor" dedi.
Diğer ülkelerde fındık üretiminin makineli ve modern yöntemlerle yapıldığını, bu nedenle maliyetlerin düşük olduğunu belirten Hamarat, Doğu Karadeniz'deki yamaç arazilerde üretimin tamamen el emeğiyle yapılmasının maliyeti yükselttiğini söyledi.
Bu yıl kabuklu fındık için açıklanan TMO alım fiyatının kilogram başına 250 lira olduğunu belirten Hamarat, randımana göre bu rakamın 260 liraya kadar çıkabildiğini, düştüğünde ise 240 lira seviyelerine gerileyebildiğini aktardı.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Hamarat, buna rağmen serbest piyasada beklenen fiyat oluşumunun sağlanamadığını şu sözlerle anlattı:
"TMO 250 liradan fındık alırken piyasada fındık maalesef 150-160-170-180'lerin üstüne çıkmadı. Bizim ilimizde, Ordu'da 170-180'in üzerine çıkmadı. Bu da bizim aldığımız tedbiri sonuçsuz bırakmış oluyor."
Hükümetin üreticiyi korumak için TMO'yu devreye soktuğunu, normalde hububatla ilgilenen kurumun müdahale alımı yaptığını belirten Hamarat, piyasa aktörlerine çağrıda bulundu:
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
"Biz elimizi taşın altına koyuyoruz. Piyasadaki aktörler de, özellikle fındık ticareti yapan, fındık işleyen fabrikalar da biraz elini taşın altına koysun. Bu memleketin üzerinden para kazanıyorlar. Onlar da gayret ortaya koysunlar ve fiyatı 250 liraya doğru çekelim."
Bu yıl rekoltenin yüksek olması nedeniyle arzın arttığını ve tüccarın fiyatı düşük tuttuğunu belirten Hamarat, TMO'ya 100 binin üzerinde üreticinin randevu aldığını, randevu verilen miktarın 200 bin tonu aştığını açıkladı. Bunun üretilen fındığın yaklaşık dörtte birine karşılık geldiğini söyleyen Hamarat, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Acaba manipülasyon mu var? Fiyatı aşağıda tutup 'nasıl olsa üreticinin ürününün yüzde 60'ı bize gelecek' diye mi düşünülüyor? Üreticinin emeğine saygısızlık olarak algıladığımız için böyle bir açıklama yaptık."
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
Hamarat, açıklamanın ardından Ticaret Bakanlığı'nın Ordu, Ünye, Fatsa ve Giresun bölgesine müfettiş gönderdiğini, incelemelerin sürdüğünü bildirdi.
Üreticiye "şu fiyatın altına satmayın" çağrısı yapılıp yapılamayacağı sorusuna Hamarat, üreticinin şartlarının buna elvermediği yanıtını verdi. Üreticilerin önemli bölümünün profesyonel tarım üreticisi olmadığını, İstanbul, Ankara, İzmir ve Samsun gibi illerde yaşadığını belirten Hamarat, "Hasat zamanı geliyor, izni bitiyor, bir an önce toplayıp tüccara vermek durumunda kalıyor. Bu nedenle fiyatın inmesini engelleyemiyoruz" dedi.
Açıklanan fiyatın dolar bazında 5,5 dolar seviyesinde olduğunu ve dünya piyasalarının neredeyse tavanına dayandığını söyleyen Hamarat, "Buradan daha fazla verdiğinizde dış piyasa sıkıntıya giriyor" ifadesini kullandı.
Süreç Nasıl İlerleyecek?
Hamarat, "250 lira da kurtarmaz" diyenlere ise maliyet düşürücü yöntem çağrısı yaptı: "File sistemleri gelişiyor, bahçede file serilerek daha az kişiyle fındık toplanabiliyor. Fındığı daha ucuza mal etmeniz lazım ki zarar etmeyesiniz."
Mevcut tabloda üreticinin kazanç elde edemediğini vurgulayan Hamarat, "Fındık üreticisi emek satın aldığı yerlere fındığın bedelini veriyor, elde sıfır kalıyor. Fındık üzerinden sadece ticaretini yapanlar ve tarım işçileri bir miktar para kazanmış oluyor" dedi.
Alan bazlı destekleme, mazot ve gübre desteğinin her yıl güncellendiğini belirten Hamarat, buna rağmen Ordu ve Giresun gibi makine girmeyen yamaç arazilerde maliyetin karşılanamadığını söyledi. Bahçe yenileme ve teraslama yapanlara da destek verildiğini aktaran Hamarat, bahçesinin başında bulunmayan üreticilerin bu desteklerden yeterince yararlanamadığına dikkat çekti.
Katma değerli üretim konusunda adımlar atıldığını belirten Hamarat, fabrikalara destek verildiğini, makinelerin yenilendiğini söyledi. Hamarat, "Artık sadece kabuklu veya iç fındık olarak satılmıyor; çikolatanın ham maddesine kadar hamur haline getirilip satılıyor. Üçüncü nesil fındıkçı gençler markalar oluşturuyor, internet üzerinden dünyaya satış yapıyorlar" dedi.
Programın ikinci bölümünde sivil anayasa tartışmasını değerlendiren Hamarat, mevcut anayasanın "menşei" itibarıyla darbe ürünü olduğunu vurguladı. Hukukçu kimliğine atıf yapan Hamarat şunları söyledi:
"Maddelerini ne kadar değiştirirseniz değiştirin, menşei darbe ürünü. Serbest iradenin olmadığı bir dönemde oylanmış, devleti ve kurumları merkeze alan, milli iradeyi sınırlama mantığıyla hazırlanmış bir anayasa. Bizim sivil anayasayla kastettiğimiz, insanı odağa alan, devletin insanı yaşatmak için var olduğu felsefesini ruhunda barındıran bir anayasa."
Sivil anayasa için somut bir takvim bulunup bulunmadığı sorusuna Hamarat, "Tabii ki şu anda bir takvim yok" yanıtını verdi. Daha önce her partiden eşit temsille komisyonlar kurulduğunu hatırlatan Hamarat, üçüncü dönem milletvekili olarak süreci yakından bildiğini söyledi.
Toplumsal mutabakat anayasasının mümkün olup olmadığı sorusuna olumlu yanıt veren Hamarat, Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının TBMM'de 467 oyla kabul edilmesini örnek gösterdi. Hamarat, "Sayın Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş'un başkanlığında her kesim sabırla dinlendi, fikirler alındı. Bunun sonucunu mecliste gördük. Bu atmosferin devamında sivil anayasada niye olmasın?" dedi.
Değiştirilemez ilk dört maddeye ilişkin soruyu yanıtlayan Hamarat, "İlk dört maddeyle ilgili zaten Türkiye'de tartışma yok. Cumhuriyet'le kimsenin derdi yok. Bunlar 100 yıl önce geride kalmış konular" ifadesini kullandı. Hamarat, muhalefete de "Sorumlu davransınlar, tarih yazalım beraber. Buradan ufak bir şeyler cımbızlayıp 2-3 puan almakla yetinmek bir şey ifade etmiyor" çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum'un 16 Nisan 2028 tarihine ilişkin açıklaması sorulan Hamarat, anayasal çerçeveyi şöyle özetledi:
"Meclis, süresi tamamlanmadan seçim kararı verirse seçim yenilenmiş sayılacağından Cumhurbaşkanımızın yeniden aday olma hakkı doğuyor. Sayın Uçum'un da söylediği gibi Cumhurbaşkanımızın son kez aday olacağı bir seçim yaşayacağımız görünüyor."
Hamarat, muhalefet partilerinin de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olmadığı bir seçime girme söyleminden vazgeçmiş göründüğünü savundu.