Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya g...
- • Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan aç...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; Atatürk’ün dış politikadaki altın anahtarı çok nettir: Yurtta barış, dünyada barış. Bu ilke, edilgen teslim oluşu değil, egemenliğimizi hiçbir emperyalist odağa teslim etmeden komşularla dengeli ve barışçıl ilişkiler yürüten onurlu bir devlet duruşunu simgeler. Ancak 1952’de üye olduğumuz NATO, 70+ yıldır bu kuralı çiğniyor, egemenliğimizi ipotek altına almaya, bizi küresel hegemonların cephe ülkesi durumuna getirmeye çabalıyor. Gelişmeler doğrultusunda konunun detaylı analizi ve resmi açıklamaları editör ekibimiz tarafından yakından takip edilmektedir.
Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; NATO, 2. Savaş sonrası SSCB “tehdidine” karşı savunma işbirliği (paktı) olarak kuruldu. Ancak bu tez artık çürüdü. Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.
Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; Varşova Paktı 1 Temmuz 1991’de feshedildi, SSCB 26 Aralık 1991’de dağıldı. Varlık nedeni ortadan kalkan örgütün dağılması gerekirdi. Ama NATO, küresel sermaye ve Washington elitlerinin silah sanayisini fonlamak için ayakta tutuldu. Bugün NATO, 32 üyeyi ABD askeriendüstriyel kompleksi için dev silah pazarı olarak gören ticari- askeri hegemonya aracıdır. E. Macron, The Economist’e demecinde NATO’nun beyin ölümünü vurguladı. (7.11.2019) Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; NATO üyeliğimiz salt dış politikada eksen sapması yaratmadı; iç siyaseti, toplumsal barışı da zehirledi. Ülkemizde “Süper NATO” ya da halk arasındaki adıyla Kontrgerilla denen karanlık yapı, onlarca yıl kanlı kışkırtmalar yaptı. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde parmak izi artık sır değil. Türkiye’nin aydınlık geleceğini karartan; Mumcu’dan Üçok’a, Aksoy’dan Kışlalı’ya uzanan faili meçhul=işleyeni belli aydın cinayetlerinin ve toplu kırımların (Maraş, Çorum, Sivas, Başbağlar...) ardında Gladyo bağlantıları, bu toprakların egemenliğine vurulmuş kanlı prangalardır. NATO, artık müttefikini koruyan bir şemsiye değil, kılcal damarlarımıza sızarak içerden felç eden yoz bir yapı. Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.
Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bilgilere göre; Patron ABD, Türkiye’ye açık hasım. Ankara’nın ulusal güvenliği için S-400 hava savunma sistemi edinmesini gerekçe gösteren haydut devlet (rogue state); Türkiye’yi 1.5 milyar dolar ödeyerek ortak olduğu F-35 programından dışlamış, CAATSA yaptırımları dayatmış, Ege-Akdeniz’de Türkiye karşıtı her adımın öncüsü Yunanistan’ı silahlandırmış, F-35 vermiş ve yanı başımızda Dedeağaç’ta devasa askeri üs kurup namluları ülkemize çevirmiştir. Doğu Akdeniz ve KKTC’de karşımızdadır. Daha ürküncü, güney sınırımızda, sözde büyük Kürdistan amaçlı BOP koridoru oluşturmak isteyen PKK/YPG, bizzat “müttefikimiz” (!) ABD eliyle, meydan okurcasına, düşmanca silahlandırılmakta ve eğitilmektedir. Türkiye, NATO ile adeta bir koçbaşı gibi Ortadoğu bataklığına sürülmek ve BOP/Yeni Sevr ile parçalanmak istenirken, sınır güvenliğimiz bizzat “NATO müttefikimiz” (!) ABD tarafından tehdit edilmektedir. Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.
Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; Son dönemde en büyük tehlike, İstanbul Boğazı’nda NATO üssü kurulması için baskı. Boğaza ya da Karadeniz kıyılarına kurulacak NATO üssü ve Adana NATO Kolordusu, açık işgal girişimidir. Karadeniz’in barış denizi kalmasını sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin eylemli geçersizleştirilmesidir. Emperyalist NATO’nun jeopolitik dayatması Kanal İstanbul projesiyle birleştirildiğinde, Karadeniz bir NATO-Rusya savaş alanına dönecektir. Komşumuz Rusya ile ilişkilerimizi geri dönülmez biçimde bozarak Türkiye’yi doğrudan nükleer hedef yapacaktır. Ülkemizdeki NATO nükleer silahları, bizi korumak için değil, Washington’ı korumak için Türkiye’yi feda plandır (1962 Küba krizi!). Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bilgilere göre; NATO’nun doğuya doğru genişleme ve Rusya’yı çevreleme stratejisi, Ukrayna’da 4.5 yıldır sürdürülen kanlı savaşın en büyük körükleyicisidir. Ukrayna NATO üyesi olmamasına karşın ittifak, bu ülkeyi bir vekalet savaşı sahnesi/savaş laboratuvarı olarak kullanmakta ısrar etmektedir. Gelişmeler doğrultusunda konunun detaylı analizi ve resmi açıklamaları editör ekibimiz tarafından yakından takip edilmektedir.
Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bilgilere göre; Son olarak 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılan NATO Doruğu (Zirvesi) ve müttefiklerin bölgesel temasları göstermiştir ki; İttifakın gündeminde barış değil, daha çok silah satışı, daha çok tırmandırma ve daha çok savunma (silahlanma!) bütçesi dayatması vardır. Savunma giderlerimizi astronomik düzeyde artıran (GSMH yüzde 2 yerine yüzde 5!) bu şebeke, AKP’nin ekonomik krize soktuğu yoksul halkımızın rızkını, silahlanmaya aktarmamızı dikte etmektedir. Gelişmeler doğrultusunda konunun detaylı analizi ve resmi açıklamaları editör ekibimiz tarafından yakından takip edilmektedir.
Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; Türkiye için çıkış yolu bellidir. Batı’nın askeri karakolu olma rolünü reddetmek zorundayız. Ankara, yüzünü yeniden Atatürk’ün dengeli, bağımsızlıkçı ve komşularıyla barış içinde yaşayan bölgesel dış politika felsefesine dönmelidir. NATO’nun sınır tanımaz yayılmacılığına ve ülkemizi felakete sürükleyen kurgularına karşı durmak, salt dış politika seçimi değil; bu topraklarda insanca ve onurlu, bağımsız yaşama savaşımıdır. Boğazlarımızı, topraklarımızı ve geleceğimizi Atlantik prangasından kurtarmanın zamanı gelmiştir. Yurtta barış, dünyada barış ilkesi, bugün her zamankinden daha yaşamsal ve daha devrimcidir. Türkiye, NATO koşullanması ve illüzyonundan kurtulmalıdır. Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; Dün 15 Temmuz Cemaatçi Askeri Darbe Girişimi’nin onuncu yıldönümüydü. Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.