Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • İSTANBUL Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Feryal Gündüz, Milli Eğitim Bakanlığının...
  • • İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü'nden Doç. Dr. Feryal Gündüz, okullarda u...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

İSTANBUL Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Feryal Gündüz, Milli Eğitim Bakanlığının 2026-2027 eğitim öğretim yılında uygulamaya aldığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ni (OYSS) değerlendirdi. Gündüz, sistemin öğrencinin yalnızca ne bildiğini değil, bildiğini nasıl kullandığını görmeyi sağladığını belirterek başarının soru niteliğine, adil puanlamaya ve öğretmen-aile iş birliğine bağlı olduğunu belirtti.

İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü'nden Doç. Dr. Feryal Gündüz, okullarda uygulanmaya başlanan yeni Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ne ilişkin öğretmen ve velilerin merak ettiği soruları yanıtladı. Gündüz, yeni sistemin 2023-2024 eğitim öğretim yılından bu yana yapılan 'Ülke Geneli Ortak Yazılı Sınavlar'ın yerine geçmediğini, okullardaki ortak yazılı sınavların hazırlanmasını ve değerlendirilmesini destekleyen dijital bir yapı olduğunu ifade etti.

'OYSS'DE SORULAR BAKANLIĞIN SORU HAVUZUNDAN SEÇİLİYOR'

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

Gündüz, iki uygulama arasındaki temel farkın öğretmenin rolünde olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:

"Ülke geneli sınavlarda sorular Bakanlık tarafından merkezi olarak hazırlanırken, OYSS'de öğretmenler soruların bir bölümünü Bakanlığın soru havuzundan seçiyor, iki açık uçlu soruyu ve bunların puanlama anahtarlarını ise kendileri hazırlıyor."

Yeni sistemin bir diğer önemli farkının soru bazında yapılan ayrıntılı analizlerle öğrencilerin güçlü ve gelişime ihtiyaç duydukları öğrenme alanlarının belirlenmesi olduğunu ifade eden Doç.Dr. Feryal Gündüz; "Sistemde sıkça geçen 'senaryo' kavramının da veliler açısından doğru anlaşılması gerektiğini belirterek, 'Senaryo, öğrencilere sunulan bir örnek olay değil; sınavda hangi öğrenme çıktılarının yer alacağını ve her birinden kaç soru sorulacağını belirleyen konu-soru dağılımıdır" dedi.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Açık uçlu ve beceri temelli soruların öğrencinin cevabını kendisinin oluşturmasını ve düşüncesini gerekçelendirmesini gerektirdiğini söyleyen Gündüz, bu tür soruların bir öğrencinin konuyu ne ölçüde kavradığını daha net gösterdiğini aktardı. Matematikte bir problemin çözüm yolunu açıklamanın, Türkçede ise bir metni yorumlayarak çıkarımlarda bulunmanın bu duruma örnek verilebileceğini belirtti.

Bununla birlikte her açık uçlu sorunun kendiliğinden üst düzey düşünme becerilerini ölçmeyeceğini, belirleyici olanın sorunun niteliği olduğunu ifade etti. Gündüz, pergel ve cetvelle çizim gibi uygulama becerilerinin performansa dayalı yöntemlerle de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek MEBİ'de paylaşılan örnek matematik sınavı sorularında bu tür çizim sorularına yer verilmesini olumlu buldu.

Sahadaki öğretmen gözlemlerine de değinen Gündüz, bazı soru köklerinde öğrencilerin yaş düzeyine göre ağır ve karmaşık bir dil kullanıldığına dikkat çekti. Gündüz, "Bu durumda öğrencinin düşük performansı becerinin yetersizliğinden değil, soru metninin anlaşılamamasından kaynaklanabilir. Bu da ölçmenin geçerliğini zayıflatır" diye konuştu.

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

Gündüz'e göre soru havuzu, konu-soru dağılım tabloları ve puanlama anahtarları sınav hazırlamanın teknik yükünü azaltabilir ve okullar arasında daha fazla tutarlılık sağlayabilir. Gündüz, beceri temelli ölçmenin yeni olmadığını, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin zaten bu yaklaşımı esas aldığını hatırlatarak sistemin katkısının bu anlayışı ortak araçlarla desteklemek olduğunu söyledi. Ancak açık uçlu cevapların okunması, puanlanması ve soru bazında sisteme girilmesinin zaman gerektirdiğini, toplam iş yüküne etkinin uygulama sürecinde netleşeceğini ekledi.

Gündüz, öğretmenlere derslerinde kısa açık uçlu sorulara, günlük yaşamla ilişkili problemlere ve gerekçe isteyen etkinliklere düzenli yer vermelerini, soru bazlı analizleri ise dersi yeniden planlamak ve eksik öğrenmeleri gidermek için kullanmalarını önerdi. Gündüz, "Dijital sistemler öğretmenin mesleki uzmanlığının yerini almamalı, bu uzmanlığı desteklemelidir" dedi.

VELİLERE TEK BİR SONUÇTAN KESİN BİR KARARA VARAMAYIZ ÖNERİSİ

Süreç Nasıl İlerleyecek?

Yeni sistemde velilerin e-Okul üzerinden yalnızca notu değil, çocuklarının hangi öğrenme çıktılarında güçlü olduğunu ve hangilerinde desteğe ihtiyaç duyduğunu da görebileceğini belirten Gündüz, bu bilginin doğru kullanılması gerektiğini vurguladı. Gündüz, matematikte işlemleri doğru yapıp problemi yorumlamakta zorlanan bir çocuğa daha fazla işlem yaptırmak yerine onunla günlük yaşamdan problemler üzerine konuşmanın, okuduğunu anlamada zorlanan bir çocukla ise test çözmek yerine kısa metinler okuyup üzerine sohbet etmenin daha yararlı olacağını söyledi.

Velilerin sonuçları çocuklarını başkalarıyla karşılaştırmak için kullanmaması gerektiğini ifade eden Gündüz, "Bir sınav sonucu çocuğun zekasını, yeteneğini ya da gelecekteki başarısını tanımlamaz. Velilerin soracağı soru 'Neden 70 aldın?' değil, 'Hangi konuları iyi öğrendin, hangi konularda birlikte çalışabiliriz?' olmalıdır" dedi. Gündüz, yanlış bir cevabın sorunun anlaşılmamasından, zaman yönetiminden ya da sınav kaygısından da kaynaklanabileceğini, bu nedenle tek bir sonuçtan kesin yargıya varmadan öğretmenle iletişime geçilmesi gerektiğini ekledi.

EBA ve MEBİ gibi platformların sınav öncesinde yoğun biçimde değil, kısa ve düzenli çalışmalarla kullanılmasını öneren Gündüz, bir 5. sınıf velisi olarak sınavdan bir gün önce MEBİ'ye yoğunluk nedeniyle erişemediğini aktardı ve platformların teknik altyapısının yoğun talebi karşılayacak şekilde güçlendirilmesinin fırsat eşitliği açısından önemli olduğunu belirtti.

'SONUÇLAR OKULLAR ARASI KARŞILAŞTIRMA İÇİN KULLANILMAMALI'

Gündüz, uygulamada açıklığa kavuşturulması gereken konulara da değindi. Öğretmenlerin soru seçme, güçlük düzeyi ve puan belirleme yetkisinin mesleki özerkliği koruduğunu ancak okullar arasında farklılık yaratabileceğini belirten Gündüz, bu nedenle sonuçların öğrenci ya da okul karşılaştırması için kullanılmaması gerektiğini, MEB'in uygulama kılavuzunun da bunu öngördüğünü hatırlattı. Puanlama anahtarlarının farklı ama geçerli çözüm yollarını da kapsaması, 'kolay, orta, zor' sınıflandırmasının ise uygulama verileriyle düzenli olarak gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Az sayıda yüksek puanlı sorudan oluşan sınavlarda tek bir hatanın toplam puanı fazlaca etkileyebileceğine dikkat çeken Gündüz, soru sayısı, kapsam, puan ağırlıkları ve sürenin bir bütün olarak değerlendirilmesini önerdi. Bazı öğretmenlerin sınav çıktısının dört sayfayla sınırlı olduğunu ve görselleri yerleştirmekte zorlandıklarını aktardığını belirten Gündüz, bu sınırın tüm sınav türleri için geçerli olup olmadığının henüz doğrulanmadığını, ancak görsel ağırlıklı sorularda esnek sayfa düzenine ihtiyaç olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Feryal Gündüz, "Yeni sistemin başarısı, değerlendirme süreçlerinin adil ve güvenilir biçimde yürütülmesine, öğretmenlerin desteklenmesine ve velilerin geri bildirimleri çocuklarının öğrenmesine olumlu katkı sağlayacak şekilde kullanabilmesine bağlı olacaktır " dedi.

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.