Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • (ANKARA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin fon skandalına ilişkin değerlendirmesini açıklad...
  • • Özdağ, partisinin Başkanlık Divanı'nda fon skandalına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptıklarını belirter...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

(ANKARA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin fon skandalına ilişkin değerlendirmesini açıkladı. Özdağ, soruşturmanın siyasi ve bürokratik bağlantılarının ortaya çıkarılmasını, SPK Başkanı ve kurul üyelerinin görevden el çektirilmesini ve yatırımcıların zararlarının sorumluların yurt içi ve yurt dışındaki mal varlıklarından karşılanmasını istedi. Özdağ, "Ülkemiz aslında fakir değil. Milletimiz fakirliğe ve sefalete mahkum edilmiş durumda. Bu olayda da görüyoruz ki para az değil ama hırsızlar çok kalabalık" dedi.

Özdağ, partisinin Başkanlık Divanı'nda fon skandalına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptıklarını belirterek, kamuoyuna açıklamalarda bulundu. Özdağ, açıklamasında şunları söyledi:

"Değerli yurttaşlarım, Zafer Partisi Divanı olarak yaşanan fon skandalıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yaptık ve Zafer Partisi'nin bu konudaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Hepimizin şaşkınlıkla izlediği gibi, sermaye piyasalarında yaşanan borsa soygunuyla ilgili gerçekler ortaya döküldükçe AK Parti'nin yaşanan ekonomik buhranı aşamayacağı netleşmektedir. 24 yıldır devam eden yanlış ekonomik politikaların son perdesini 10 gündür toplum şaşkınlıkla izliyor. Artık yapılan vurgunlar yoluyla Türk milletinin kaynaklarının nasıl tüketildiği ve yaklaşan seçimlerde de yolun sonu görüldüğü için son kalan varlıkların iktidar yandaşlarınca borsa yoluyla fütursuz ve aleni bir biçimde yağmalandığı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu gelişmeler sırasında her gün yeni bir şey ortaya çıkarken, şimdi de yapılan vurgunun siyasi ayağı görülmeye başladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın ailece bu vurgundan milyarlarca lira haksız kazanç elde ettiği kamuoyuna yansıdı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin borsa vurgunundan elde ettikleri 2 milyar 170 milyon TL'lik tutarla 77 bin asgari ücretli 28 bin TL, 95 bin emekli 23 bin 552 TL, 145 bin dul 15 bin TL ve 217 bin yetim 10 bin TL maaş alabilirdi.

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

İşte bu durum, tam da fakir fukaranın ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemektir. 'Bu iş nereye kadar giderse gitsin araştırılsın.' şeklinde kamuoyuna yansıyan beyanın sonuçlarını acilen görmek istiyoruz. Bu çerçevede şunları soruyoruz: Söz konusu nitelikli organize dolandırıcılığın siyasi ayağında Fatma Betül Sayan Kaya'dan başka kimler vardır? Suçüstü yakalanan bu kişinin AK Parti'deki görevlerinden istifası yeterli görülecek midir? Yoksa hakkında, kamuoyunun beklentisi doğrultusunda, sadece içeriden edindiği bilgilerle değil, yolsuzluk içeren işlemlerle de elde ettiği haksız kazançlar konusunda hukuki bir işlem gerçekleştirilmesi planlanıyor mıdır? Tasfiye edilen 131 fona para yatırıp manipülasyon yaparak yüksek kazanç elde eden ve parasını çekenler kimlerdir? Bu isimlerin tek tek kamuoyuyla paylaşılması bir namus borcudur. Türk milletinin kendisini soyanları bilmeye ve çalınan bedelleri geri almaya hakkı vardır. Adalet Bakanı'nın TRT tarafından kamuoyuna duyurulan açıklamasında, bu fonlardan en yüksek para çıkışı yapan 48 tüzel kişi ile 42 gerçek kişinin mal varlıklarının dondurulduğu ifade edilmesine rağmen, dün gece geç saatte tüzel kişiler üzerindeki tedbirlerin SPK'nın sözde yeni değerlendirme ve bilgilendirmeleri üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca neden kaldırıldığının açıklanması oldukça düşündürücü ve kamuoyuna izah edilmesi gereken bir husustur.

"KİMLER GÖREVLERİNİ İHMAL ETMİŞ VE HANGİ MERCİLER HAREKETE GEÇİLMESİNİ ENGELLEMİŞTİR?"

Bu vurguna neden olan manipülasyonlar ve şaibeli işlemler 2025 yılında, başta Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olmak üzere ilgili kurumların karar verici yöneticileri tarafından fark edilmiş ve bilinmiş olmasına rağmen, bir yıla yakın zamandır kimler görevlerini ihmal etmiş ve hangi merciler harekete geçilmesini engellemiştir? Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısının ve damadının olaydaki rolü ve fonksiyonu nedir? Daha öncesinde bu konu savcılara intikal etmesine rağmen kimler bu soruşturmanın yürütülmesini engellemiştir? Bu vurgunun mali faturası 20 milyar dolar seviyesine çıkmadan önce, uygulamadan ve denetimden sorumlu SPK niçin zamanında önlem almamış ve bu soygunu engellememiştir? Dönemin MASAK Başkan Yardımcısının yaptığı uyarılar nedeniyle görevden alınmasının bu olayın kara para aklamayla ilişkisi var mıdır? Türk milletinden çalınan paralar Türkiye'de mi, yurt dışında mı? İsviçre'ye veya başka herhangi bir ülkeye, kimlere, kimler tarafından ve hangi miktarlarda kaynak transferi yapılmıştır? Vatandaşımızın 35 bin liralık para transferlerini takip eden Hazine ve Maliye Bakanlığı, yurt dışına giden milyarlarca doları nasıl görmemiştir? Burada ihmali sabit olan, öncelikle SPK Başkanı ve kurul üyelerinin, soruşturmanın selameti ve vurgunla ilgili sorumluluklarının da ortaya çıkarılması açısından derhal görevlerinden el çektirilmeleri bir zorunluluk olarak görülmektedir.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Yüce Türk milleti, değerli kamuoyu, Borsada yaşanan vurgundaki 20 milyar dolarlık tarihi rekor kayıp olmasaydı bu tutarla: 1. On yıllardır kalkınmada öncelikli yöreler kapsamında olan 50 ilin her birine 400 milyon dolarlık yatırım yapılsaydı, bir iki yıl içinde bu şehirlerimizin tamamı ihya edilirdi. 12 tane Osmangazi Köprüsü yapılırdı ve halkımız bu köprülerden para ödeyerek değil, bedavaya geçerdi. 40 ilimize biner yataklı hastane yapılabilirdi. Bu tutarla santraller kurulup enerji üretim maliyetleri aşağı çekilebilir ve böylece sanayicimiz rahatlatılabilirdi. Tarım sektörüne 2026 yılı itibarıyla bütçeden ayrılan kaynak toplamı 168 milyar TL, yani 3,5 milyar dolar iken bu vurgunun neden olduğu hasar bu meblağın tam 6 katıdır. Yani aileleriyle birlikte 9,5 milyon kişiye ulaşan çiftçilerimiz ürün ve maliyet baskısından büyük ölçüde kurtarılabilirdi. Bu soygunun boyutu o kadar büyük ki, AK Parti hükümetinin kendi çıkardığı yasa gereği tarım sektörüne yapılması gereken ancak ısrarla ödemekten kaçınılan, yıllık milli gelirin yüzde 1'i düzeyindeki 16 milyar dolarlık tarımsal destek tutarından bile yüzde 25 daha fazla olduğunu görüyoruz. Yakın zamanda, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilmesi planlanıyor seçim harcamalarını karşılamak için özelleştirme kapsamına alınan iki köprü ve 10 otoyoldan elde edilmesi beklenen 5,7 milyar dolarlık tahmini gelirin 3,5 katına ulaşan bir vurgundan söz ediyoruz. Son olarak, yıllardır açlık ve sefalete mahküm edilmiş milyonlarca emekliye 6 ay boyunca aylık 10 bin TL tutarında ek ödeme yapılabilir ve böylece bu kesime bu süre boyunca rahat bir nefes aldırılabilirdi.

"ZAFER, PARA HIRSINDAN GÖZÜ DÖNMÜŞ BİR AVUÇ AZGININ DEĞİL, TÜRK MİLLETİNİN OLACAKTIR"

Değerli kamuoyu, yedi yıldır yaşamakta olduğumuz ekonomik bunalım ve son olarak ortaya çıkan borsa vurgununun topluma verdiği zarar ekonomik boyutla sınırlı kalmamış, insanlarımızı psikolojik ve sosyal bunalımlara da sürüklemiştir. Nitekim üç gün önce herkesin gözü önünde, geçinemediği için intihar eden emekli polisimiz durumun vahametini en açık şekilde ortaya koymaktadır. Bir tarafta haksız ve emeksiz milyonlarca dolarlık soygunla özel jetine ismini yazdıran AK Parti Gençlik Kolları üyesi bir kişi varken, diğer tarafta açlık sınırının altındaki asgari ücrete bile razı olup iş bulamayan, bir kafeye dahi gidip bir bardak çay içemeyen, umutsuzluk içinde çırpınan milyonlarca gencimiz bulunmaktadır. Şimdi adalet mekanizmasından beklediğimiz, bu dosyayı yürüten Cumhuriyet savcılarına ve Türk milleti adına hüküm verecek hakimlerin vicdanına seslenmektir. Borsa fon soygunundan mağdur olan ve aileleriyle beraber 1,8 milyon kişiye ulaşan 455 bin yatırımcının kayıplarının karşılanmasını, şüphelilerden hiçbirinin siyasi ve bürokratik konumundan etkilenmeden hüküm verilmesini Türk milleti adına bekliyoruz. Vatana en büyük hizmetlerden birisi de rayından çıkmış devlet düzeni içinde açlık ve yoksulluğa mahküm edilen milletin soyulmasını önleyecek cesareti ve kararlılığı gösterebilmektir. Bu kayıpların karşılanmasında kamu kaynağının kullanılması, toplumun bütününü dikkate aldığımızda hakkaniyete sığmayacaktır. 'Bütçeden karşılamıyoruz.' deyip de hile yoluyla Ziraat Bankası veya Emlak Katılım tarafından karşılanması ve tasfiye edilen bazı şirketlerin verdiği zararın kamunun sırtına yüklenmesi de kesinlikle kabul edilemez. Bu vurgunda ortaya çıkan zararın tümü, soyguna neden olan sorumluların yurt içindeki ve yurt dışındaki mal varlıklarından karşılanmalıdır. Soygunu kimler yapmışsa maliyetini de onlar ödemelidir.

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

Değerli kamuoyu, değerli yurttaşlarım, AK Parti'nin yönetimde olduğu son 24 yılı hatırlarsak; Milli Piyango'nun peşkeş çekilmesinden Türk Telekom'un özelleştirilmesine, herkesin malumu beş yandaş firmaya sağlanan haksız vergi muafiyetlerinden kamu-özel iş birliği soygununa kadar toplumun bu yükü kaldırması ve Türkiye'nin bu şekilde yol alması artık mümkün değildir. Yüce Türk milletinin gönlünü ferah tutmasını isterim. Eğer AK Parti iktidarı suçluları yargı önüne çıkarmazsa, Zafer Partisi iktidarında biz bunun gereğini devlet ciddiyeti ve sorumluluğuyla hareket ederek, dürüst ve liyakatli kadrolarımızla mutlaka yerine getireceğiz. Zafer Partisi iktidarında hukuk devleti esası çerçevesinde buna benzer yolsuzlukların olmayacağı, bunlara asla cüret dahi edilemeyeceği bir devlet yönetimi ve yargı sistemi oluşturacağımıza ve suçluların hiçbir zaman cezasız kalmayacağına söz veriyoruz. Yüce Türk milleti, Ülkemiz aslında fakir değil. Milletimiz fakirliğe ve sefalete mahküm edilmiş durumda. Bu olayda da görüyoruz ki para az değil ama hırsızlar çok kalabalık. Zafer Partisi iktidarında ülkemizin bütün kaynaklarını ve zenginliğini emeklilerimize, asgari ücretlilerimize, işsizlerimize, çiftçilerimize, esnaf ve sanatkarlarımıza, göz bebeğimiz gençlerimizin eğitimlerine ve geleceklerine, yani kısaca Türk milletinin kalkınmasına ve refahına adaletli bir şekilde dağıtacağız. Zafer, para hırsından gözü dönmüş bir avuç azgının değil, Türk milletinin olacaktır. Hepinizi saygıyla selamlıyoruz."

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.