Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • Adana'nın Kozan ve Feke yöresinden gelen bir aileden olduğunu anlatan Güveloğlu, babasının 1982'de Adana Kadir...
  • • Babasının Toroslar'daki köylüleri bitki toplama ve kurutma konusunda örgütlediğini anlatan Güveloğlu, bunun kö...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

Adana'nın Kozan ve Feke yöresinden gelen bir aileden olduğunu anlatan Güveloğlu, babasının 1982'de Adana Kadirli'de bitki özü üretimi için ilk tesisi kurduğunu söyledi. Çukurova'da yetişen okaliptüs, kekik, nane ve adaçayı gibi bitkilerin tonlarca ucuz fiyata Fransa'ya gittiğini ve kozmetik ile ilaç sanayisinde işlendikten sonra kat kat pahalıya geri geldiğini belirten Güveloğlu, "Babam bunu fark etti. Dedi ki bunu niye burada yapmayalım?" dedi.

Babasının Toroslar'daki köylüleri bitki toplama ve kurutma konusunda örgütlediğini anlatan Güveloğlu, bunun köylülere önemli bir ek gelir sağladığını ifade etti. Güveloğlu, "Bir Mustafa amcamız vardı, 'Normal buğdaydan daha fazla kazanıyorum ben bundan' dedi. Yani herkes faydalandı aslında bundan" diye konuştu.

Türkiye'nin bitki çeşitliliği bakımından bir cennet olduğunu vurgulayan Güveloğlu, şöyle konuştu:

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

"3 bin tane farklı endemik bitki var diyoruz. Bu aslında basit bir söz değil. Koskoca Avrupa'yı birleştirseniz, Fransa'sını, İsviçre'sini, Almanya'sını, endemik bitki sayısı 20-30 tane olur, 40 tane olur. Bizim ülkemizde 3 bin tane var. Sadece burada yetişen."

Güveloğlu, sosyal medyada Türkiye'deki bitki özlerinin kalitesiz olduğunu ileri sürerek yurt dışı ürünlerini öneren paylaşımlara sert tepki gösterdi. Devletin teşvikleriyle ülkenin dört bir yanında lavanta, adaçayı ve kekik ekildiğini hatırlatan Güveloğlu, bu tür iddiaların çiftçiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Adana'da bir çiftçinin bu yıl ürününü satamadığı için lavantasını hasat edemediğini aktaran Güveloğlu, "Ama eczaneye giriyorsun, Fransa'dan gelmiş lavanta yağı var ve herkes onun gerçek olduğunu zannediyor. Bizdeki de gerçek" dedi.

Aynı bitkinin yetiştiği bölgeye göre farklı etken madde oranlarına sahip olabileceğini belirten Güveloğlu, bunun kalitenin iyi ya da kötü olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Güveloğlu, "İki tane firma lavantanın içerisine ayçiçek yağı karıştırıyor diye bütün camiayı zan altında bırakmak hoş bir şey değil" diye konuştu. Güveloğlu, üreticilerin ürünlerini üniversitelerde analiz ettirmesi gerektiğini, tüketicilerin de analiz raporu istemesini tavsiye etti.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Propolisin dünya genelinde binlerce araştırmaya konu olduğunu belirten Güveloğlu, arıların ağaç reçinelerini ve tomurcuklarını toplayıp kendi enzimleriyle karıştırarak bu maddeyi ürettiğini anlattı. Ham propolisin içinde istenmeyen maddeler bulunabileceğine dikkat çeken Güveloğlu, "Arı bazen yanılabiliyor. Bak müthiş bir yaratılış var ortada. Fakat yakınlarda erimiş asfalt, boya fabrikası falan varsa, o yumuşak malzemeyi de bazen taşıyabiliyor kovana. Bunları ayrıştırmak gerekiyor" dedi.

Propolisin en iyi alkolle çözüldüğünü, ancak alkolün özellikle çocuklar için zararlı olabileceğini belirten Güveloğlu, ürünlerde alkolün uçurulması gerektiğini söyledi. Güveloğlu, satın alınan ürünlerin ambalajında gıda takviyesi onay numarası bulunmasına dikkat edilmesi gerektiğini, bu numara olmadan satışın yasak olduğunu hatırlattı.

Güveloğlu, bitkisel ürünlerin tıbbi tedavinin yerine geçmemesi gerektiğinin altını çizdi:

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

"Bir rahatsızlığınız varsa öyle sosyal medyayı açıp da 'buna ne iyi gelir' deyip de onu kullanmak iyi bir şey değil. Doktor kontrolü bırakılmayacak. Önce bir rahatsızlığınızı bilin. Yarın karnım ağrıyor diyerek propolise başlamayın. Belki o sırada hastalık ilerleyecek. Vakit çok önemli."

Çocuklar, yetişkinler, şeker ve tansiyon hastaları için dozların farklı olduğunu belirten Güveloğlu, arı ürünlerine alerjisi olabilecek kişilerin ürünü önce küçük miktarda denemesi gerektiğini söyledi. Fitoterapi eğitimi alan doktor sayısının her geçen gün arttığını ifade eden Güveloğlu, bitkilerin modern tıpla birlikte kullanılabileceğini dile getirdi.

Polenin 22 çeşit aminoasit içerdiğini belirten Güveloğlu, kovanın farklı çiçeklerin bulunduğu bir ortamda olmasının polenin değerini artırdığını anlattı. Sosyal medyada yaygınlaşan "fırınlanmamış yaş polen daha faydalıdır" iddiasına karşı çıkan Güveloğlu, nemli polende gözle görülmeyen ve karaciğere zarar verebilen aflatoksin oluşabileceği uyarısında bulundu. Güveloğlu, "Normal oda sıcaklığında iyi kurutulmuş bir polen hem besin değerini yitirmez hem de rahatlıkla bozulmadan kullanılabilir" dedi.

Süreç Nasıl İlerleyecek?

Depresyon, kaygı ve uykusuzluk yaşayanlar için safranı öneren Güveloğlu, bu konuda bilimsel çalışmalar bulunduğunu söyledi. Safranın kaynar suda değil, 50-60 derece sıcaklıktaki suda 20 dakika demlenmesi gerektiğini anlatan Güveloğlu, kullanım öncesinde mutlaka psikiyatriste ya da psikoloğa danışılmasını tavsiye etti. Güveloğlu, uykusuzluk ve gerginlik için oğulotunun da kullanılabileceğini belirterek, piyasada oğulotu (melisa) adıyla farklı bir bitki olan limonotunun satıldığı konusunda uyardı.

Sonbaharda artan gribal enfeksiyonlara karşı adaçayı, kekik, ıhlamur ve kuşburnundan faydalanılabileceğini belirten Güveloğlu, kekiğin güçlü bir mikrop öldürücü olduğunu söyledi. Güveloğlu, yüksek tansiyonu olanların kekiği dikkatli tüketmesi gerektiğini ekledi. Unutkanlık ve "sisli beyin" için biberiye kokusunun etkili olduğuna dair çalışmalar bulunduğunu aktaran Güveloğlu, epilepsi hastalarının biberiyeden uzak durması gerektiğini vurguladı.

Meyan kökü hakkındaki abartılı zararlı söylemlere de değinen Güveloğlu, bir kongrede merhum Prof. Dr. Erdem Yeşilada'nın şu sözlerini aktardı: "Ben laboratuvarda baktım, bir insanın günde 14 bardak içmesi lazım bundan zararlı olması için. Zaten kim içer ki 14 bardak."

Sosyal medyada sıkça dile getirilen "tavuklar hormonlu" iddiasına katılmadığını söyleyen Güveloğlu, "Belki sizi şaşırtacağım ama tavuklarda hormon aslında yok" dedi. Köy tavuğunun etinin daha sert olmasının hayvanın daha fazla hareket etmesinden kaynaklandığını anlatan Güveloğlu, marketlerden alınan tavuk ve yoğurdun rahatlıkla tüketilebileceğini ifade etti.

Aloe vera jellerinde hile yapmanın çok kolay olduğunu belirten Güveloğlu, bazı ürünlerde çok düşük oranda aloe vera bulunduğunu, tüketicilerin etiket okumayı öğrenmesi gerektiğini söyledi. Aloe veranın dıştan kullanımda çok iyi bir nemlendirici ve onarıcı olduğunu, ancak ağızdan alındığında bağırsak, böbrek ve karaciğere zarar verebileceğini vurguladı. Kolajen takviyelerine de değinen Güveloğlu, yapılan araştırmalara göre içilen kolajenin pek faydası görülmediğini, cilde sürüldüğünde ise etkili olduğunu dile getirdi.

Sağlıklı yaşlanma olarak bilinen "longevity" akımına ilişkin sorulara da yanıt veren Güveloğlu, en önemli unsurun hareket olduğunu vurguladı. Güveloğlu, "Dünyanın en mucizevi bitkilerini, besinlerini alsanız, hareket etmiyorsanız olmaz" dedi. Düzenli beslenme, yeterli uyku ve doğada vakit geçirmenin önemine dikkat çeken Güveloğlu, "Her şeyi iki tane kremden beklemeyelim" diye konuştu.

Programın sonunda izleyicilere seslenen Güveloğlu, "Doğru bilgiye ulaşmak bu devirde artık zor değil. Sosyal medyada her söylenene inanmasınlar. Bitkilerden bilinçli faydalansınlar" dedi.

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.