Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • ADALET Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Adli Tıp Kurumu'nun geçen yıl 1 milyona varan adli dosyada yargı mer...
- • 21'inci Uluslararası Adli Tıp Günleri, Antalya'da Adalet Teşkilatını Geliştirme Vakfı (ATGV) tesislerinde baş...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
ADALET Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Adli Tıp Kurumu'nun geçen yıl 1 milyona varan adli dosyada yargı mercilerine bilimsel ve teknik bilirkişilik hizmeti verdiğini, yapay zeka, dijital deliller, deepfake görüntü ve sesler ile yeni nesil DNA teknolojilerinin adli bilimlerin yeni çalışma alanları arasında yer aldığını söyledi.
21'inci Uluslararası Adli Tıp Günleri, Antalya'da Adalet Teşkilatını Geliştirme Vakfı (ATGV) tesislerinde başladı. Bu yıl ana teması 'Dünyada Bağımlılık ve Bilirkişilik' olarak belirlenen kongrede uyuşturucu ve yeni nesil psikoaktif maddeler, suç ve şiddet ilişkisi, yapay zeka, deepfake teknolojileri, yeni nesil DNA teknolojileri, adli bilişim, kitlesel felaketlerde kimliklendirme, otonom araçlar, virtopsi, adli radyoloji, sağlık hukuku ile kalite ve standardizasyon gibi başlıklar ele alınıyor.
Kongreye; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Hızır Aslıyüksek, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Kocaman, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, yüksek yargı başkan ve üyeleri ile Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri ile akademisyenler ve adli tıp uzmanları katıldı. Türkiye'nin yanı sıra 5 kıtadan 40 ülkenin temsil edildiği kongrede yaklaşık 1150 katılımcı bulunurken, bilimsel programda 47'si farklı ülkelerden olmak üzere 175 konuşmacı, panelist ve oturum başkanı görev alıyor. Kongrede 194 bilimsel bildiri sunuluyor, 28 oturum ve 6 farklı kurs gerçekleştiriliyor.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
'BİLİMSEL GÜVENİLİRLİK ADALET GÜVENCESİDİR'
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, adli tıp ve adli bilimlerin adalet sistemine yalnızca teknik bilgi sağlayan alanlar olmadığını belirterek, "Bir kişinin ölüm nedeninden DNA analizlerine, dijital verilerden bir görüntünün manipüle edilip edilmediğinin tespitine kadar pek çok konuda yargının bilimsel uzmanlığa ihtiyacı bulunmaktadır. Adli bilimlerde ortaya konulan bir sonuç, kişinin özgürlüğünü, mağdurun hakkını veya kişinin suçsuzluğunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle bilimsel güvenilirlik aynı zamanda bir adalet güvencesidir. Adaletin ihtiyacı her soruya kesin cevap verilmesi değil, bilimin neyi, hangi ölçüde söyleyebildiğinin açıkça ortaya konulmasıdır" dedi.
Yapay zeka ve dijital teknolojilerin adli bilimlere önemli imkanlar sunduğunu kaydeden Şentürk, "Yapay zeka ile oluşturulan veya değiştirilen görüntü, ses ve diğer dijital içeriklerin giderek daha gerçekçi hale geldiği bir dönemde, bir dijital verinin varlığı tek başına onun gerçeği yansıttığı anlamına gelmemektedir. Teknolojik imkanların adalet sistemine kazandırılması kadar bunların güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve sınırlarının bilinmesi de önemlidir. Bilimsel bilgi ile hukuk birbirinin alternatifi değildir. Bilim gerçeğe ışık tutar, hukuk o gerçeğe adalet çerçevesinde anlam kazandırır" diye konuştu.
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, yapay zeka ve teknolojik gelişmelerin hukuk sisteminde kullanılmasının önemine değinirken, adaletin merkezinde insanın bulunması gerektiğini belirterek, "Adalet düzeninin, hukuk düzeninin merkezine insanı koymadığınızda insanlığınızı kaybedersiniz ve asla adalet üretemezsiniz. Adaletin mantık ve matematik tarafı gelişen bilim ve yapay zeka ile desteklenmeli ama insan tarafı, hak tarafı, vicdan tarafı aynı hızla korunmaya devam edilmelidir. Çünkü yargılamanın temel süjesi insandır" dedi.
LOHUSALIK PSİKOZUNDA İLK YÜKSEK MAHKEME KARARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza ehliyetine etkisini doğrudan ele alan ilk yüksek mahkeme kararının Temmuz 2025'te Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından verildiğini açıkladı. Benzer dosyalar açısından emsal nitelikteki karara değinen Ömeroğlu, "Bu vakte kadar doğrudan lohusalık psikozuna, sendroma ilişkin bir yüksek mahkeme kararı yok. Gördüğümüz dosyada Adli Tıp Kurumu'nun benzer bir değerlendirmesini içeren rapor da vardı. Fakat rapordaki değerlendirmeler genel olarak 32'nci maddenin parametreleriyle yapılmıştı. Biz özellikle 34'üncü madde anlamında, davranışların yönlendirilmesi, hukuki anlam ve sonuçlarının kavranması bakımından geçici nedenler arasında sayılıp sayılamayacağına dair rapor alınması şeklinde bir değerlendirmede bulunduk. Bu meselenin ceza ehliyeti bakımından gündemde tutulması gereken çok ciddi bir sorun olduğunu belirtmek istiyorum" diye konuştu.
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
'MADDİ GERÇEĞİN ÖNÜNÜ BİLİM AYDINLATIYOR'
Kongrenin açılış programında Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, bir ölümün sebebinin, biyolojik örneğin kime ait olduğunun, trafik kazasının oluş biçiminin veya dijital materyalin gerçekliğinin belirlenmesinin yalnızca hukuk bilgisiyle çözülemeyeceğini belirterek, "Tam bu noktada adli tıp ve adli bilimler devreye girer. Adli tıp ve adli bilimler, maddi gerçeğin bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılmasına yardımcı olarak hukukun ve yargının önünü aydınlatır. Bilimsel, güvenilir ve tarafsız bilirkişilik hizmeti, güçlü bir adalet sisteminin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bilirkişilikte yapılan doğru tespit, yalnızca bir laboratuvar sonucu veya teknik değerlendirme değildir. Bir kişinin hakkının teslim edilmesinde, bir mağduriyetin giderilmesinde, bazen de gerçeğin yıllar sonra ortaya çıkarılmasında belirleyici olabilmektedir" dedi.
Adli Tıp Kurumu'nun iki asra yaklaşan birikimiyle Türkiye'nin en köklü resmi bilirkişilik kurumlarından biri olduğunu kaydeden Ayyıldız, "Bugün Adli Tıp Kurumu yalnızca klasik anlamda otopsi yapan veya tıbbi değerlendirme sunan bir kurum değildir. Adli genetikten adli toksikolojiye, adli bilişimden adli belge incelemeye, adli trafik incelemelerinden adli psikiyatriye kadar çok geniş bir alanda farklı disiplinlerden uzmanların birlikte çalıştığı çok yönlü bir resmi bilirkişilik kurumu haline gelmiştir. Bugün 16 Adli Tıp Grup Başkanlığı ve 161 Adli Tıp Şube Müdürlüğü ile 81 ilimizde vatandaşımıza yerinde bilirkişilik hizmeti sunulmaktadır. Merkez ve taşra teşkilatında yaklaşık 3 bin 500 personel görev yapmakta, yılda 1 milyona varan adli dosyada yargı mercilerimize bilimsel ve teknik bilirkişilik hizmeti verilmektedir" diye konuştu.
Süreç Nasıl İlerleyecek?
Bilim ve teknolojideki hızlı değişimin adli bilimlere yeni çalışma alanları getirdiğine dikkati çeken Ayyıldız, "Bundan yalnızca birkaç yıl önce adli tıp ve adli bilimlerin gündeminde sınırlı ölçüde bulunan birçok konu bugün daha sık karşımıza çıkmaya başladı. Yapay zeka, dijital deliller, deepfake görüntü ve sesler, yeni nesil DNA teknolojileri, gelişmiş toksikolojik analizler, adli radyoloji ve virtopsi bunlardan sadece birkaçı. Yeni suç biçimlerine, yeni delil türlerine ve yeni teknolojilere bilimsel yöntemlerle cevap verebilen, dünyadaki gelişmeleri takip eden ve gerektiğinde bu gelişmelere yön verebilen kurumlara ihtiyacımız var" dedi.
Türkiye'nin Avrupa Adli Bilim Enstitüleri Ağı'ndaki (ENFSI) çalışmaları ile farklı ülkelerle geliştirilen ilişkilerin önemine değinen Ayyıldız, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde bu yıl kurulan Türk Adli Bilimler Ağı'nın da önemli adımlardan biri olduğunu söyledi. Ayyıldız, "Bilimsel yöntemlerin paylaşılması, ortak standartların geliştirilmesi, uzmanların birbirinden öğrenmesi ve kurumlar arasında doğrudan temas kurulması hepimizin yaptığı işin kalitesini yükseltecektir. Adaletin en temel beklentisi maddi gerçeğe ulaşmaktır. Adli tıp ve adli bilimler maddi gerçeğe ulaşmak için bize güçlü imkanlar sunuyor" diye konuştu.
Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Hızır Aslıyüksek ise kurumun 1857 yılından bu yana resmi bilirkişilik hizmeti sunduğunu, 1917 yılından itibaren de eğitim merkezi olarak faaliyet gösterdiğini belirterek, "Bugüne kadar yaklaşık 750 asistan hekime adli tıp uzmanlık eğitimi verdik. 2025 yılında 30 bin 768 otopsi, 22 bin 154 ölü muayenesi, 457 bin 573 adli muayene ve 146 bin 594 DNA incelemesi olmak üzere toplam 966 bin 658 adli dosyayı inceleyerek mütalaa ve adli rapor düzenledik. 2026 yılının ilk 8 ayında ise 19 bin 685 otopsi, 13 bin 576 ölü muayenesi, 293 bin 681 adli muayene ve 100 bin 584 DNA incelemesi olmak üzere toplam 671 bin 444 adli dosyayı inceledik" dedi.
Kongrenin ana temasının 'Dünyada Bağımlılık ve Bilirkişilik' olduğunu açıklayan Aslıyüksek, "Bağımlılık; tıbbi, sosyal ve hukuki boyutları bulunan, adli tıp ve adli bilimleri doğrudan ilgilendiren çok yönlü bir konudur. Kongre süresince uyuşturucu ve yeni nesil psikoaktif maddelerle mücadeleden madde kullanımı ile suç ve şiddet arasındaki ilişkiye, tedavi ve rehabilitasyondan bilirkişilik uygulamalarına kadar farklı disiplinleri ve farklı ülke örneklerini birlikte tartışacağız. İnsan hakları, adli toksikoloji, adli travmatoloji, adli trafik, adli genetik, adli bilişim, adli patoloji, yapay zeka, deepfake teknolojileri, yeni nesil DNA teknolojileri, otonom araçlar ve virtopsi gibi çok sayıda güncel konu da programda yer alıyor" diye konuştu.
Adli bilimlerin artık yalnızca ulusal sınırlar içerisinde değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Aslıyüksek, suç türleri, dijital deliller, sentetik uyuşturucular, kitlesel afetler, göç hareketleri ve uluslararası suçların giderek küresel nitelik kazandığını söyledi. Aslıyüksek, kongrede Avrupa Adli Bilim Enstitüleri Ağı, Amerikan Adli Bilimler Akademisi, Asya Adli Bilimler Ağı, Uluslararası Adli Tıp Akademisi, Afrika Adli Bilimler Akademisi, Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Avrupa Birliği Uyuşturucu Ajansı ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi gibi uluslararası kuruluşların temsilcilerinin yanı sıra, Avrupa, Asya, Afrika, Amerika ve Avustralya'dan kurum yöneticileri, akademisyenler ve uzmanların bulunduğunu belirtti.
Adli Tıp Kurumu'nun 81 il ve 68 ilçede teşkilatı bulunduğunu açıklayan Aslıyüksek, "Temel hedefimiz bilimsel, objektif, güvenilir, hızlı ve kaliteli bilirkişilik hizmeti sunmaktır. Kurumumuzun asıl gücü fiziki ve teknolojik altyapısıyla birlikte nitelikli insan kaynağıdır. Adaletin hizmetinde büyük bir sorumlulukla çalışan 171 akademisyen, 716 adli tıp uzmanı, 132 asistan hekim, 183 diğer branş uzman hekimi, 817 mühendis, biyolog ve kimyager olmak üzere sayısı 3 bin 466'yı bulan güçlü bir ekibe sahibiz. Bir hafta boyunca farklı ülkelerden ve farklı disiplinlerden meslektaşlarımızla tecrübelerimizi paylaşacak, sorunlarımızı açık biçimde ele alacağız. Kongrede ortaya çıkan bilimsel çıktıları da kitaplaştırarak adli tıp ve adli bilimler camiasına sunacağız" diye konuştu.
Açılış programındaki konuşmaların ardından Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Hızır Aslıyüksek tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız ve Antalya Valisi Hulusi Şahin'e plaket takdimi başarıyla tamamlandı. Ardından tüm katılımcılarla birlikte kongre fotoğrafı çekimi gerçekleştirildi.