Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • (İSTANBUL) - İBB Davası'nda savunmasında Ekrem İmamoğlu, "Hakkımızda atılan iftiralara, yolsuzluk iddialarına...
  • • İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İB...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

(İSTANBUL) - İBB Davası'nda savunmasında Ekrem İmamoğlu, "Hakkımızda atılan iftiralara, yolsuzluk iddialarına vatandaşlarımız niçin itibar etmiyor biliyor musunuz? Çünkü herkes bu hizmetleri biliyor, görüyor, takip ediyor" dedi. İktidarın Kanal İstanbul projesini eleştiren İmamoğlu, "Onların derdi beton kanaldır, beton kulelerdir. Bir avuç insanın zenginliğidir. Ama şunu kenara yazın: Hevesleri kursaklarında kalacak. Millet bu açgözlülüğe, bu ihanete asla ve asla izin vermeyecek" diye konuştu.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası'nın 100. günü Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesindeki duruşmayla devam ediyor. Ekrem İmamoğlu, üçüncü günde savunmasına devam ediyor.

İmamoğlu, savunmasına üçüncü gününde İstanbul'da hayata geçirdikleri sosyal destekleri, belediye hizmetlerini ve merkezi yönetimin politikalarına yönelik eleştirilerini anlatarak devam ediyor. İmamoğlu, ücretsiz Halk Süt uygulaması ve Halk Ekmek büfelerinin önündeki engelleri anlatarak, şöyle konuştu:

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

"Yöntem ve formül belli. Hakkımızda atılan iftiralara, yolsuzluk iddialarına vatandaşlarımız niçin itibar etmiyor biliyor musunuz? Çünkü herkes bu hizmetleri biliyor, görüyor, takip ediyor. Ücretsiz dağıttığımız Halk Süt; dalga geçtiler. Şimdi annelerin, yani o gariban benim güzel kardeşim, gencecik annelerin evlatlarıyla beraber evlerindeki bir umut, güler yüzü gibi. Çünkü bu millet geçinemiyor ey iktidar! Açlık sınırının altında, misli misli altında asgari ücret durumuna düşürdünüz bu insanları. Emekliyi, asgari ücretliyi... O Halk Süt'ün verdiği gülümsemeyi ben biliyorum o evlerde. O evlere gittim, gezdim. O evlerin salonlarında, o miniminnacık sofralarında iftar açtım ben o insanlarla.

Bize Halk Ekmek büfelerinin konması için izin vermemek üzere üç sene direndiler, iki buçuk üç sene İBB Meclisi'nde 'çoğunluk' diye. ya bunları yaşadık ya! Büfeyi götürüyoruz bir yere koymaya, o zaman ağırlıklı AK Parti ilçe belediyeleri, onu koymamak için zabıtaları... Bizim Halk Ekmek ekibi alıyor büfeyi, kaldırıyor, kaçıyorlar öbür tarafa; oraya geliyor, oradan kaçıyorlar. ya tam bir rezalet. Bunları yaşattık yani."

"BEN 2009'DA SİYASETE GİRDİĞİM GÜNDEN BERİ O EVLERDEYİM, SOKAKLARDAYIM"

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

İmamoğlu, İBB döneminde hayata geçirilen sosyal hizmetleri sıralayarak, şunları söyledi:

"Bakın, buradaki liste: Yuvamız İstanbul kreşleri, öğrenci yurdu, Kent Lokantası, Bölgesel İstihdam Ofisi, İBB Kadın hizmetleri, mahalle evi, Özgem kısa mola merkezi... Özgem kısa mola merkezi dediğiniz bir annenin, bir babanın engelli evladını bırakıp nefes alacağı, bir işini yapacağı, gidip dolaşacağı ve onları oradaki görevlilere bırakacağı bir merkezden bahsediyorum. Bunun kıymeti var ya bambaşkadır yani; engelli yakınları olanlar bunu çok iyi bilir. Ben de bunu nerede öğrendim biliyor musunuz? O evlere gittiğim için öğrendim. Ben hiç çıkmadım, 2009'da siyasete girdiğim günden beri o evlerdeyim, sokaklardayım, caddelerdeyim.

Sosyal Uyum Destek Merkezi, Sağlıklı Yaş Alma Merkezi, Geçici Barınma Merkezi, Teknoloji İstanbul kursları, teknoloji atölyeleri, oyun geliştirme merkezi ve e-spor merkezlerini sıraladı. İmamoğlu, sosyal desteklere ilişkin de "Ayrıca Halk Süt desteği, Anne Kart desteği, İstanbul Bebek... Yani Hoş Geldin Bebek sepetimiz var bizim, kocaman. Beşiğinden altı aylık ihtiyacını veriyoruz, altı aylık ihtiyacını veriyoruz; mamasına kadar, bezine kadar."

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

İmamoğlu, engelli çocuğu olan ailelere nakdi destek, okul beslenme desteği, genç üniversiteli desteği, emekli pazar desteği, KİPTAŞ tek yapı dönüşümü, deprem riski bulunan binalarda hızlı tarama, tarımsal destekler ve Askıda Fatura uygulamalarını da anlatarak, "Say say baktıkça görürsünüz" ifadelerini kullandı.

Bölgesel İstihdam Ofisleri'nin çalışmalarını anlatan İmamoğlu, seçim döneminde iş bulma vaadi üzerinden yaşanan tartışmayı hatırlattı. İmamoğlu, "İnsanların iş bulma konusundaki profesyonel desteğine hizmet sunacağız' dedik, dalga geçti o dönemki aday ilk turda. Seçimi kazanınca ikinci turda dedi ki 'Biz de yapacağız' dedi. Ben '150 bin kişiye beş yılda iş bulacağız' dedim, o da 200 bine çıkarttı yani ikinci turda ama fark 806 bin oldu!" diye konuştu. İBB bünyesinde 35 istihdam ofisi açtıklarını belirten İmamoğlu, şu bilgileri verdi:

"Son rakamı, bu kitap yazılırken son rakamı buraya gelmeden, bu savunma başlamadan aldım: 315 bin insana, şu anda İstanbul'un en büyük insan kaynaklarıyla ilgili çalışma yapan merkezi biziz. 500 bine yakın insanın çoğu genç ve kadın CV'leriyle beraber biz uğraşıyoruz. Profesyonel destekle… İBB'den iş vermiyoruz; yaptığımız dayanışmayla ve işbirliği ile İstanbul'da muhtelif işyerlerinde iş buluyoruz, yani bedava, ücretsiz insan kaynakları danışmanlığı yapıyoruz. İşverene de iş gücüne de."

Süreç Nasıl İlerleyecek?

Enstitü İstanbul İSMEK'te kadınların ağırlıkta olduğunu belirten İmamoğlu, İstanbul'daki kayıtlı çiftçi sayısının da belediyenin destekleriyle 693'ten 11 bine yükseldiğini söyledi. İmamoğlu, "Çünkü tohumunu veriyoruz, fidesini... Bir de fidesini biz yetiştiriyoruz. Görseniz fide yetiştirme merkezlerimizi; kocaman, hani ha bu kadar ha! Gördüğünüz bu kadar fide yetiştirme merkezlerimiz var yani" dedi.

"TÜRKİYE'DE AYNI ANDA ÜÇ KONFEDERASYONUN BİRDEN SENDİKA HİZMETİ VERDİĞİ TEK KURUMUZ"

İmamoğlu, İBB'deki sendikalı çalışan sayısının 2019'dan bu yana dört katına çıktığını belirterek çalışanların sendikal tercihleri üzerinden ayrımcılık yapılmadığını söyledi ve "2019'da geldiğimizde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 18 bin 517 sendikalı işçisi vardı, sendikalı çalışanı vardı. ve 2 sendikaya bağlıydılar. Birisi Hak-İş, 11 bin 658, öbürü Türk-İş, 7.859. Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 72 bin 602 sendikalı çalışanı var. Dört katına çıkardık" dedi. Sendikalara ilişkin rakamları da paylaşan İmamoğlu, "Ve kimseyi ayırmadık, bakın Hak-İş 11 bin 658'den 44 bin 687'ye çıktı. Hiç kimseye karışmadık. Sen şu siyasi görüştesin şuraya katıl demedik. Sendikalı olsun hakkını arasın. Profesyonel bir endüstriyel ilişkiler mekanizması yürüttük" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, Türk-İş'e bağlı çalışan sayısının 16 bin 902'ye ulaştığını, DİSK'in de İBB tarihinde ilk kez belediye çalışanlarının örgütlendiği sendikalar arasında yer aldığını söyledi.İmamoğlu, "Ve Türkiye'de aynı anda üç konfederasyonun birden sendika hizmeti verdiği tek kurumuz. Biz bu kadar Türkiye'yiz işte. Biz bu kadar Türkiye'yiz. Onun için biz şöyle baktık çalışana; insana insan. Her sözleşmesi bir çocuğun okul masrafı. Her sözleşme bir annenin ilacı, bir babanın onuru" diye konuştu.

İmamoğlu, kendilerine yönelik suçlamaları da eleştirerek, "Bizi iftiralarla kumpaslarla yargılamaya kalkanların, bizim İstanbul'u yönetirken sergilediğimiz yüksek ahlaki standartları şeffaflığı anlamaya, hissetmeye ne akılları yeter ne ahlakları yeter" dedi.

"KİME BU RANT DAĞITILIYOR BİLEN VAR MI?"

İmamoğlu, İstanbul'da 130 projede 85 milyar dolarlık rant bulunduğunu ifade ederek Kanal İstanbul projesini eleştirdi ve "Onun için 130 projede 85 milyar doları nasıl talan ettiler, onun için gösterdim size. Halkın parası bu, halkın parası. Nerede bu? Nerede? Bununla neler yapılırdı biliyor musunuz? Ama onlar hala talanın peşinde. Kanal İstanbul'un peşinde. Tekrar söylüyorum. Beton İstanbul'un peşinde" diye konuştu.

Projeden kimin kazanç sağlayacağının açıklanmadığını belirten İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Sahibi kim? Kim? Kime bu rant dağıtılıyor bilen var mı? Yazılan sorulara Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde cevap bile verilmiyor. Bu paralar kimin için? Oradaki 2 milyon nüfusun yerleşeceği altyapı şu bu teknik zorlukları doğaya olan zararı, İstanbul'a olan zararı konuşmuyorum şu anda. Kim için bu rant? Kim için bu hararet, bu şehvet'Kim olduğunu bilmediğimiz açıklanmayan bir avuç insanın cebine girecek on milyarlarca dolardan bahsediyorum. Bir kişi karar veriyor, bir kişi. Bu ya o kişiye de yazık. Bu millete zaten yazık da o kişiye de yazık. O siyasi anlayışa da yazık. Böyle bir iş olmaz. Böyle bir iş olmaz."

İmamoğlu, savunmasında Sazlıdere Barajı'na ilişkin bir belgeyi göstererek barajın statüsünün tek imzayla değiştirildiğini ve kararın İBB'den aylarca gizlendiğini ileri sürdü. İmamoğlu, "Bakın bir evrak göstereyim size. Çok çarpıcı bir evraktır. Neyin evrakı biliyor musunuz? Bu İstanbul'daki Sazlıdere Barajı'nın kanunsuz bir biçimde fonksiyon değişikliği yapılarak, tek bir imzayla bakın. Bir de bu imzayı 4 ay İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden gizlediler" dedi. Kararı tutuklandıktan sonra öğrendiklerini söyleyen İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Bu imzalandığı tarihten aylar sonra biz tutuklanıp, tutuklandıktan sonra Sazlıdere'de Kanal İstanbul'la ilgili konut projelerine başlandığında biz öğrendik ki böyle bir izin var. Neyin izni bu? Sazlıdere Barajı'nın içme suyu statüsünden çıkartılmasının imzası. Cumhurbaşkanı'nın imzası. Kime sordun? Hiç kimseye. Raporun var mı? Yok. Peki sahibi kim? İSKİ. Devlet Su İşleri şu anda buraya böyle bir statü değişikliği kararı alıyor."

İmamoğlu, Sazlıdere Barajı için İSKİ'nin 30 yıllığına üstlendiği borç ödemelerinin sürdüğünü belirterek, baraj çevresindeki yapılaşmaya tepki gösterdi. 19 Mart'tan sonra bölgede konut projeleri için temel atıldığını söyleyen İmamoğlu, ekranda gösterdiği görüntüler üzerinden, "İşte bugün geldiği nokta bu. Ekrem İmamoğlu hapse girdikten sonra geldiği nokta bu. Sazlıdere Barajı'nın kıyısının geldiği nokta bu. 19 Mart'tan sonra atılan temelden sonra gelinen nokta bu. Daha böyle bir şey yerleşme olur mu? Böyle bir akıl, akla ziyan bir iş olur mu? ya neyin hırsı, neyin inadı? ya kimden öç alıyorsunuz yani? Kimin malını, kimin mülkünü, kime peşkeş çekiyorsunuz" diye sordu.

"MELEN BARAJI'NDA 1 MİLYAR DOLARLIK KAMU ZARARI"

İmamoğlu, İstanbul'un su ihtiyacı açısından kritik önemde olduğunu belirttiği Melen Barajı projesini de gündeme getirdi. Barajın temelinin 2012'de atıldığını, açılış için 7 Aralık 2016 tarihinin açıklandığını söyleyen İmamoğlu, aradan geçen yıllara rağmen projenin tamamlanmadığını bildirdi. İmamoğlu, iktidarın "İstanbul'un su sorununu 2071 yılına kadar çözdüklerine" ilişkin açıklamaları hatırlatarak, seçildikten sonra barajı ziyaret ettiğini belirterek, "Sonra ben de seçildikten sonra ya şu Melen Barajı'nı gidelim görelim dedim. Gittik gördük önce bizi almak istemedi Devlet Su İşleri'nin oradaki yetkilileri. ya nasıl almazsınız, bizim için yapılıyor burası bize devredeceksiniz. İçeri bir girdik koca, koca Melen Barajı'nın o koca gövdeleri çatlamış. Kolun içine giriyor her çatlak. Koca yani yaklaşık 70, 80 metre yüksekliğinde gövdelerden bahsediyorum. Yanlış proje, yanlış zemin uygulamaları ve yapılan iş çöp. Anladık ki çöp" dedi.

İmamoğlu, baraj için birden fazla ihale ve güçlendirme çalışması yapıldığını belirterek, "2012'de temelini atıyorlar. Temelini atarken de şöyle bir anons yapıyorlar: '7 Aralık 2016'da saat 13.59'da barajı açacağız…' Neredeyiz? 2026. Ne kadar geçti? Açılacak dedikleri tarihten bu yana 10 yıl. Temelinden bugüne 14 yıl" ifadelerini kullandı.

Yeni bir ihale sürecinin gündemde olduğunu söyleyen İmamoğlu, projenin yeniden yapılması gerekebileceğini belirtti. Barajın enerji üretmesi ve İstanbul'a su pompalanması sırasında enerji tüketiminin de maliyet oluşturduğunu anlatan İmamoğlu, kamu zararının 1 milyar dolara ulaştığını savundu. İmamoğlu, "Bu dönemde kaybedilenler, çöpe gidenler... Enerji, enerji üretecekti o tesis ve İstanbul'un özellikle Melen'den İstanbul'a basılan bu suyun en önemli tüketimi enerji. Onun da kaybını topladığında buradaki kamu zararı ne biliyor musunuz? 1 milyar dolar! Yani bizimki yuvarlak 911 milyon dolar, azı yok çoğu var. 1 milyar dolar, çöpe gitti. ve hala baraj yok ortada. Şimdi 2030'dan bahsediyorlar. İşte ben bunları ortaya çıkardığım için, üstünde tepindiğim için, yapın dediğim için, yapalım dediğim için biz buradayız. ve gerçekten bir yüz karası iştir" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, İstanbul'daki projelerde iktidarın önceliğinin rant olduğunu savunarak, "İşte onların İstanbul'a aşkı, ilgisi ranta, yağmaya, talanadır. Bu evraklar onu gösteriyor. Onların derdi beton kanaldır, beton kulelerdir. Bir avuç insanın zenginliğidir. Ama şunu kenara yazın. Hevesleri kursaklarında kalacak. Millet bu açgözlülüğe, bu ihanete asla ve asla izin vermeyecek. Mutlaka dur diyecek. Evet bedel ödüyoruz, evet hasarlar alıyoruz. Ama mutlaka dur diyecek" dedi.

"BENİM SİYASİ YOLCULUĞUM BİR MİLLETE HİZMET HİKAYESİDİR"

İmamoğlu, savunmasının devamında siyaset hayatının Beylikdüzü'nden başlayarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına uzanan bölümünü anlattı. "Yol arkadaşlarımla birlikte 2014'te Beylikdüzü'nden başlayarak sözde bir suç örgütü kurmuş olmakla itham ediliyorum. Benim siyasi yolculuğum Beylikdüzü'nden başlayan önemli bir millete hizmet hikayesidir, başarı hikayesidir. ve bu hikayenin temelinde insan vardır" diyen İmamoğlu, bu sürecin kolay geçmediğini ancak birlikte çalışma ve hizmet etme anlayışıyla yürütüldüğünü söyledi.

İmamoğlu, "O hikaye bu vatana aşkla bağlanıp, elinden gelenin en iyisini verebilmenin, durmadan çalışmanın ve birlikte başarmanın hikayesidir" ifadelerini kullandı. Merkezi yönetimle ilişkilerini de anlatan İmamoğlu, "Biz merkezi iktidarın yaptığı yanlışların doğrusunu gösterdik. ve bunu nezaketle yaptık. Gidip konuşmaya gayret ettik. Çözüm bulmaya gayret ettik. Bütün bürokratları, bütün bakanları, valisinden yetkili olan herkese kadar şahittirler. Ama büyük bir nezaketsizlik gördük. Büyük bir kapı duvar gördük" dedi. İmamoğlu, "Benim siyasi yolculuğum, kesinlikle ve kesinlikle durmadan çalışmanın, en iyisini yapabilme gayretinin, iyi işini iyi bilen ile liyakati olanla çalışmanın, ortak aklın ve birlikte başarmanın hikayesi olduğunun özellikle altını çiziyorum" diye konuştu.

"HUKUKU TANIMA, KURALI BİLMEK YERİNE HAKEMİ SATIN ALMAYA ÇALIŞTILAR"

İmamoğlu, İstanbul'da hayata geçirilen hizmetlerin ve yönetim anlayışının iktidarı rahatsız ettiğini vurguladı. "İşte bugün onları korkutan da bu oldu. Milletimize, Türkiye'nin de çok daha iyi yönetilebileceğini gösterdik. Bizden geride kalanlar, uygulamalarımızı örnek alacaklarına —bizden geride kalan derken iktidarı ve yönetenlerden bahsediyorum— örnek alacaklarına hepimizi Silivri'ye tıkmak için yöntem arayışını tercih ettiler" diyen İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Onların rekabet anlayışı bu. Hukuku tanıma, kuralı bilme, hakemi satın alarak yöntem geliştirme gayreti içerisinde oldular. Çelme takma gayreti içerisinde oldular. Yaptılar bunu bize. Yani bir maç oynanırken devre arasında hakem değiştirdiler. Bütün yargılamalarımız bu şekilde yürüyor. Yargılamayı bile başka bir devreye taşıdılar, başka bir hukuksuzluk devresine taşıdılar. Bütün bunları millet görüyor ve takip ediyor. Bizim önceliklerimizi de görüyorlar, onların önceliklerini de görüyorlar. Onların mutlu etmek istediği bir avuç insan; biz ise kime oy verdiğine bakmadan, milletimizi mutlu etme gayretinde olan insanlarız."

Belediyedeki kadroları oluştururken liyakati esas aldıklarını belirten İmamoğlu, " Hamili kart yakınımdır' anlayışına asla ve asla başvurmadık. Liyakati ortaya koyduk. ve bütün yol arkadaşlarımızı bu çerçevede yanımıza davet ettik. Gelebilenler oldu, gelemeyenler oldu. Gelenlerle çok güzel, o bahsettiğim işleri başardık" diye konuştu.

"İSTANBUL'UN ZENGİNLİĞİ BÜTÜN TÜRKİYE'NİN EMEĞİYLE BÜYÜDÜ"

İmamoğlu, İstanbul'da edindikleri deneyimi Türkiye'nin farklı illerine taşımak için çalıştıklarını, Balkan şehirleri ve Orta Doğu'daki belediyelerle de işbirliği geliştirdiklerini anlattı. 2021'de Balkan şehirlerini bir araya getiren B40 Balkan Şehirleri Ağı'nı kurduklarını belirten İmamoğlu,  "İlk buluşmamızı 15 şehirle yaptık, 15 şehirle. Balkan Şehirleri Zirvesi'ni oluşturduk, B40 birliğini geliştirdik ve şu anda Balkan şehirlerinin 83 üyesi var. Kurucu başkanıyım 2021'de" dedi.

İstanbul'un Türkiye'nin farklı bölgeleriyle ilişkisine de değinen İmamoğlu, "Bize sık sık şunu söylediler: 'Anadolu'dan sana ne? Trakya'dan sana ne?' Ben dedim ki, 'İstanbul Anadolu'nun, Trakya'nın çocuklarının şehridir.' Bu şehirde yaşayan her ailenin bir köyü, bir kasabası, bir memleketi var. İstanbul'un zenginliği bütün Türkiye'nin emeğiyle büyüdü. O emeğin karşılığını Anadolu'ya götürmek bir lütuf değil, bir vefa borcudur. Bunu söyledim. ve biz o borcu ödemeye gayret ettik" diye konuştu.

İmamoğlu, 81 ilde proje ve çalışmalar yürüttüklerini, 44 ilde toplam 81 fiziki proje gerçekleştirdiklerini belirterek, yatırımların toplam bedelinin 24 milyar liranın üzerinde olduğunu söyledi. "Bu projelerin hiçbir zaman bir avuç insanı zengin etmek için değil, her birinin ucunda bir rant, bir imar değişikliği, bir yandaş müteahhit olmadı. Hepsinin ortak bir adresi vardı, kamu" diyen İmamoğlu, projeler arasında okul, konut, pazar yeri, kütüphane, cami, cemevi, meydan ve arıtma tesislerinin bulunduğunu anlattı.

DEPREM BÖLGESİNDEN HACIBEKTAŞ'A İBB PROJELERİ

İmamoğlu, deprem bölgesinde ve Türkiye'nin farklı illerinde hayata geçirilen projeleri de sıraladı. Kırıkhan'da İBB Emekçileri Lisesi'ni yaptıklarını belirten İmamoğlu, Gümüşhane'de üstün zekalılar okulu, Trabzon Tonya'da ortaokul ve Elazığ'da depremde zarar gören Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin yeniden yapımını anlattı. İmamoğlu, Elazığ'daki okul projesine ilişkin, "Bana göre Türkiye'nin en özel kampüslerinden birini yaptık. Depremde zarar görmüş o üstteki ortadaki resimdir. Olağanüstü bir projedir, ödüllü bir projedir" dedi.

Projelerin açılışlarına yerel yöneticilerin katılmadığını belirten İmamoğlu, "Biz bunları yaptık ama bir şey söylüyorum sizlere, açılışlarına vali gelemedi, açılışlarına kaymakam gelemedi, açılışlarına Milli Eğitim müdürü gelemedi. Niye? İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaptı. Niye? Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başkanı. Allah bunlara akıl versin" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin farklı illerinde kütüphaneler, çocuk bakım alanları, kreşler ve konaklama tesisleri de yaptıklarını anlatan İmamoğlu, Kocaeli İzmit'te sabit taksitle sosyal konut projesi gerçekleştirdiklerini, Nevşehir Hacıbektaş'ta ise KİPTAŞ aracılığıyla konutların yanı sıra kreş ve taziye evi içeren bir proje hayata geçirdiklerini söyledi.

Hacıbektaş'ta dört yıl boyunca çeşitli çalışmalar yürüttüklerini belirten Ekrem İmamoğlu, "Yani biz Anadolu deyince Mevlana deriz, değil mi? Anadolu deyince Hacı Bektaş-ı Veli deriz, öyle değil mi? Hacıbektaş sefil bir durumdaydı. 4 yıl boyunca oraya hizmet götürdük. Yeşil alanlarını, meydanlarını, yollarını, asfaltlarını, kaldırımlarını, aydınlatmalarını yaptık, restorasyonlarını yaptık. Tepeden tırnağa! Tepeden tırnağa" dedi.

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.