Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • (ANKARA) - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "İktidar yetkililerinin yaptıkları açıklamalara bakıyoruz. Onlar s...
  • • DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın toplant...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

(ANKARA) - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "İktidar yetkililerinin yaptıkları açıklamalara bakıyoruz. Onlar sürecin kendi mecrasında yürüdüğünü ifade ediyorlar. Eğer kendi mecrasında yürüyorsa süreç, Barış ve Siyasallaşma Kurulu ne zaman çalışmaya başlayacak? Niye bekletiliyor? Hangi el bekletiliyor? Yani bizim göremediğimiz, bilmediğimiz bu sürece uzanan bir el mi var? Ne oluyor sorusunu soruyoruz çünkü biz sürecin ilerlemesini istiyoruz" dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğan, DEM Parti bileşeni partilerin yöneticileri ile dün bir toplantı yaptıklarını, hafta başında YENİ Parti'yi ziyaret ettiklerini bu ziyaretlerin ve toplantıların devam edeceğini söyledi.

Toplantıda fon krizine ilişkin değerlendirmeler yapıldığını aktaran Doğan, Meclis'e gelen fon kanuna ilişkin şunları söyledi:

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

"Bu teklifin de aslında ne kadar belirsizliklerle dolu olduğunu gördük. Bu belirsizlikler kamuoyuna açıklanmalı. Bu böyle bir kanun teklifiyle önü alınabilecek bir konu değil. Çok daha fazlasını gerektiren ilk günden beri söylediğimiz gibi 'kime yakın kime uzak olduğuna bakmadan sonuna kadar gideceğiz' deniyor ya bunun artık söylemin ötesine geçmesi gerekiyor. Evet birtakım girişimler var. En çok kimler gözaltına alınıyor? En çok kimler hakkında soruşturma yapılıyor? Bu fon soygunu başladığından beri, bunu sorgulayanlarla ilgili, bunu haber yapanlarla ilgili en çok gazeteciler. Eğer bu konuda samimiyseniz, eğer bu konuda gerçekten güven telkin eden adımları atmak istiyorsanız bir kere öncelikle bundan vazgeçmek gerekiyor. Mali olarak finansal olarak belki toparlanabilir ya da toparlanma hamleleri yapılabilir. Ancak burada bir finans kriziyle tek başına karşı karşıya değiliz. Mali bir durumla tek başına karşı karşıya değiliz. Artık hiçbir kuruma güvenin kalmadığı, güvenin sarsıldığı ve bunun her geçen gün daha da pekiştiği bir durumla karşı karşıyayız. Son günlerde bazı bürokratlar emekliliğe ayrıldı. ya da görevden alındı. Bunlar önemli gelişmeler. Ancak çok büyük adımlarmış gibi anlatılıyor. Öyle değil. Emekliye ayrılmak, istifa etmek, başka bir göreve geçmek, hesap vermek anlamına gelmiyor. ve hesap verilebilirlikle ilgili gerekli denetim mekanizmalarının devreye girdiği anlamına gelmiyor."

DEM PARTİ'DEN EKMEK, BARIŞ VE ADALET İÇİN BÜTÇE KAMPANYASI

2027 yılı bütçe görüşmelerinin başladığını kaydeden Doğan, DEM Parti'nin hükümet bütçesine karşı "Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe" kampanyası hazırlığı içerisinde olduğunu bildirdi. DEM Parti'nin bir yandan TBMM'de bütçeyi takip edeceğini, diğer yandan sokakta kampanyayı örgütleyeceğini söyleyen Doğan, "24 Ekim 2026 tarihinde iki merkezde eş genel başkanlarımızın katılımıyla yapacağımız buluşmaların kampanya startını vermeye hazırlanıyoruz. Bu buluşmalardan itibaren bulunduğumuz tüm yerellerde 'Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe' diyerek bütçeden halkın çeşitli kesimlerinin haklarını talep etmeye, asgari ücret ve emekli maaşları gündemine, işsizlik ve genç işsizliği sorununa, kadın yoksulluğuna, çarşı pazarda yaşanan trajediye, çiftçi ve esnaf borçlarına, vergide adaletsizliğe, borçlanma sorununa dönük oldukça yoğun bir program, eylem, etkinlik ve buluşmalar gerçekleştireceğiz. Aralık ayının ortasında çalışmalarımızı Ankara merkezli bir eylemle tamamlayıp bütçe sürecinde en güçlü muhalefeti sergileyerek hem kendi taleplerimizi hem de milyonların taleplerini yalnızca Komisyon'a ve Genel Kurul'a değil her alanda yükselterek bu mücadeledeki ısrarımızı bir kez daha göstereceğiz" ifadelerini kullandı.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

"ÇERÇEVE YASANIN YÜRÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN BELİRSİZLİKLER ORTADA DURUYOR"

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde gelinen aşamanın toplantının ana gündemi olduğunu belirten Doğan, sürecin ritmine uygun olmayan gelişmeler yaşandığını söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024'te Meclis'te yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan'ı Meclis'te konuşmaya davet ettiğini hatırlatan Doğan, aradan geçen 2 yılda yaşanan gelişmeleri sıraladıktan sonra şunları söyledi:

"İktidar yetkililerinin yaptıkları açıklamalara bakıyoruz. Onlar sürecin kendi mecrasında yürüdüğünü ifade ediyorlar. Eğer kendi mecrasında yürüyorsa süreç, haklı bazı sorulara yanıt vermek gerekiyor. 22 Ekim 2024'te yapılan çağrıdan bugüne Sayın Öcalan'ın içinde bulunduğu koşullarla ilgili değişiklikler DEM Parti İmralı Heyeti'nin yaptığı ziyaretlerle sınırlı. Aile görüşmeleri yapılıyor. Bunların da bir rutini yok. 'Bunlar ne zaman değiştirilecek?' sorusuna sıklıkla muhatap kalan bir siyasi parti olarak soruyoruz biz de. Merak edenler adına soruyoruz. Bu koşullar ne zaman değiştirilecek? Barış ve Siyasallaşma Kurulu ne zaman çalışmaya başlayacak? Niye bekletiliyor? Hangi el bekletiliyor? Yani bizim göremediğimiz, bilmediğimiz bu sürece uzanan bir el mi var? Böyle bir el mi devrede bugün? Ne oluyor sorusunu soruyoruz çünkü biz sürecin ilerlemesini istiyoruz. Sürecin güven telkin eden yeni adımlarla ilerlemesini istiyoruz. Kamuoyunun kaygılarını gideren adımlarla ilerlemesini istiyoruz. Sürecin zamana yayılmasına neden olan her şeyin bir şekilde çözülmesi gerektiğini zaten tüm taraflar tespit ediyor. Çünkü zamana yaymak bu süreçte en çok kullanılan kavramla süreci 'enfekte' edebilir. Bu tespitte de hemfikir ise tüm taraflar o halde ne bekleniyor? Niye enfeksiyona açık bir halde tutuluyor? Böyle tutulmasına gerek yok.

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

Geçen bunca sürede örgüt, yapılan çağrıya 27 Şubat 2025'te hızla cevap verdi, ateşkes ilan etti. Ateşkesten hemen sonra kongreyi topladı ve fesih kararını kamuoyuyla paylaştı. Akabinde silahları yakarak imha ettiler. Sonra Türkiye'den çekileceklerini duyurdular. Türkiye'den tamamen çekildiklerini, sınıra yakın uzak hiçbir yerde artık herhangi bir örgüt varlığının kalmadığını ifade ettiler. Aralarda yaptıkları açıklamalar, söyleşiler kamuoyunca takip ediliyor. Dönmek ne anlama geliyor? Dönüş koşulları nasıl oluşturulmalı? Tüm bunlarla ilgili hiç mi adım atılmadı? Atıldı tabii ki diyalog çok kıymetli bir şey. Partimiz bunu çok önemsiyor. Diyalog kanallarının asla kapanmaması gerektiğini düşünüyoruz. Silahların tümden devre dışı bırakılması ve bunun kalıcı hale getirilmesi çok değerli. Çabamız, gayretimiz demokratik siyasete alan açılması için. Ancak demokratik siyaset alanının açılması için çıkartılan çerçeve yasanın yürürlüğüne ilişkin belirsizlikler hala ortada duruyor. Ne zaman giderilecek bu belirsizlikler?"

"SON 3 AYDA EN AZ 90 TUTSAĞIN İNFAZI UZATILDI"

Cezaevinde yaşanan sorunlara da değinen Doğan, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları eliyle tahliyelerin engellendiğini savunarak,  sözlerini şöyle sürdürdü:

Süreç Nasıl İlerleyecek?

"ÖHD'in açıkladığı verilere göre son 3 ayda en az 90 tutsağın infazı uzatılmış. Her biri farklı hapishanelerde ama uygulama aynı gerekçeler de birbirinden çok farklı değil. Biz bir değişim ve dönüşüm sürecinden bahsediyoruz. Demokrasi yönünde değişim, dönüşüm sürecinden bahsediyoruz. Sincan Kadın Hapishanesi'nde hiçbir politik tutsak kadın şartlı tahliye hakkını kullanamıyor. Neredeyse kullandırtmamak bir ilke haline dönmüş vaziyette. Kim bunların sorumlusu? Buradan biz Adalet Bakanlığına bir kez daha sesleniyoruz. Bunlarla ilgili bundan sonra açıklama falan değil, doğrudan somut adım bekliyoruz. Somut adım da bu durumun ortadan kaldırılması. Mesela Şermin Demirdağ'ın tahliyesi 8. kez neden engellendi. Mesela Mehmet Sait Yıldırım ağır hasta tutsak 31 yıldır hapishanede 75 yaşında hayati tehlikesi var pişman olmadığı gerekçesiyle infazı en az 2 kez uzatıldı. Yine bakınız Ali Adıyaman Bolu'da 'Sayın Öcalan' demiş dilekçesinde. İnfazı yakılmış. 'Sayın Öcalan' dediği için. Bunlar iddia değil. Bunlar gerçek veriler. Bütün bu örnekler ne yazık ki kaygıları arttırıyor."

Hafta sonu gazetecilerin yapacağı eyleme destek vereceklerini söyleyen Doğan, şöyle konuştu:

"Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporu gün gibi ortada duracak. Öte yandan gazeteciler konuşamayacak, siyasetçiler soru soramayacak, yazarlar yazı yazamayacak, aktivistler eylem yapamayacak, hak savunucuları hak ihlallerinden bahsedemeyecek insanlar X hesaplarından paylaşım yapamayacaklar, sosyal medya mecralarına erişim engeli getirilecek, televizyon kanallarının ekranları hala kapatılacak. O zaman OHAL gerekçesiyle kapatıldığı söyleniyordu. İmece TV'nin, Hayat TV'nin kapatıldığı zaman. Bugün olağanüstü hal yok. Yoksa niye aynı uygulama sürüyor? Hafta sonu çeşitli illerde pek çok meslek örgütünün, basın meslek örgütünün çağrısıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor 'sansüre hayır', 'habere özgürlük' eylemleri var. Biz de o gün orada olacağız. Gazetecilerle dayanışmak için kendi haber alma hakkımızı sizin haber alma hakkınızı savunmak için. Bunun aksine yapılan her şey mevcut anayasaya göre bile suçtur. Yapılması gereken basın meslek örgütlerinin de gazetecilerin de ifade ettiği gibi tutuklu gazetecileri serbest bırakmak haber alanlarını özgür bırakmaktır."

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.