Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • (İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan (İBB) Ekrem İmamoğlu, İBB Davası'nda...
  • • İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

(İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan (İBB) Ekrem İmamoğlu, İBB Davası'nda savunmasını tamamlarken, "Bu dosyada yargılanmak istenen yalnızca ben değilim. Bu dosyada 31 Mart'ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor" dedi. Hakkındaki suçlamaları reddeden İmamoğlu, iktidara "Beni hapse atarak bu parantezin kapanmayacağını ve bu dönemin devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum: Devriniz bitmiştir" diye seslendi. İmamoğlu, bütün muhalefet partilerine "ortak sandık güvenliği ağı kurma" çağrısı yaparken, "Son sözü daima millet söyledi, yine millet söyleyecek" ifadelerini kullandı. İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi. İmamoğlu, salondan ayrılırken kendisini alkışlayan kalabalığa "Millet kazanacak, millet kazanacak" diye seslendi.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası'nın 100. günü Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde İmamoğlu'nun savunmasıyla devam etti. İmamoğlu, savunmasını dördüncü günde tamamladı.

"BANA BAŞKA, RAKİBİME BAŞKA HUKUK İSTEMİYORUM"

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

İmamoğlu, savunmasının son bölümünde kendisine yönelik yargı sürecine itiraz ederken, mücadelesinin intikam amacı taşımadığını belirterek, şunları söyledi:

"Buradan çok açık söylüyorum: Ben ayrıcalık istemiyorum. Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanların yarın başkalarına yapılmasını hiç istemiyorum. Çünkü bizim mücadelemiz intikam mücadelesi değil; adalet, demokrasi ve Cumhuriyet mücadelesidir.

Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak. Adım gibi eminim. Ekrem İmamoğlu'nun geleceğe dair inancı kadar eminim. Yaradan bunu bana da 87 milyona da yaşatacak."

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Yargılamada delil ve ispatın esas alınması gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, "İnsanlar 'Tahmin ediyorum' diyen bir itirafçının sözüyle değil; belgeyle, kayıtla ve ispatla yargılanacak. '-Mış, -muş' diyerek değil. Aramızdaki fark budur. Onlar hukuku silah haline getirdi; biz hukuku herkes için, onlar için de yeniden kalkan yapacağız" dedi.

"RAKİBİNİZİ SANDIKTA DEĞİL, ADLİYEDE YENMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ"

İmamoğlu, demokratik siyasi rekabetin yalnızca siyasetçilerin değil, vatandaşların da güvencesi olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

"Adil ve serbest siyasi rekabet ortamını sağlamak zorundayız. Rakipsiz siyaset kabul edilemez. Bütün bunların güvencesi demokrasidir. Rakiplerinden korkan bir iktidar kabul edilemez. Devlet gücünü kullanarak kendisine rakip seçen bir iktidar kabul edilemez.

Millet kimi istiyorsa aday o olur. Millet hangi partiyi istiyorsa o partiyi kurar. Hangi siyasi hareketi istiyorsa onu büyütür. Hangi ittifakı istiyorsa onu oluşturur. Kimi istiyorsa onu iktidar yapar.

İktidar rakibini seçecek, millet de iktidarı seçecek! Böyle bir şey olur mu? Millet, iktidarın rakibini değil, iktidarı seçer. Çünkü siyasi rekabet yalnızca siyasetçinin hakkı değildir; vatandaşın güvencesidir. Bugün burada savunduğumuz şey budur.

Süreç Nasıl İlerleyecek?

Rekabet olmazsa hesap verme olmaz, yenilenme olmaz. Rekabet olmazsa yalnızca siyaset çürümez; ekonomi de çürür, devlet de zayıflar, ülkenin dünyayla rekabet kapasitesi de yerle bir olur. Adil ve demokratik siyasi rekabet, yalnızca demokrasinin gereği değil, vatandaşın refahının ve ülkenin gelişmesinin de şartıdır."

İmamoğlu, iktidarın rakiplerini sandık yerine yargı yoluyla etkisizleştirmeye çalıştığını savunarak, "Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil, adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatmaya çalışıyorsunuz. Ardından da yaptığınız bu milli irade hırsızlığını kutluyorsunuz" diye konuştu.

MUHALEFETE ORTAK SANDIK GÜVENLİĞİ ÇAĞRISI

Bütün muhalefet partilerine "ortak sandık güvenliği ağı kurma" çağrısı yapan İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Bu ülkenin bütün muhalif düşüncesine, bütün muhalefetine ve siyasi partilerine sesleniyorum. Ülkenin en az yüzde 80'ine sesleniyorum. O yüzde 20 de sesimi duyuyor, bundan eminim. Belki aldatılıyorlar, belki aramızda bir duvar var ve sesimizin nefesini hissedemiyorlar.

Yüzde 80 yetmedi, yüzde 90'a, yüzde 95'e ulaşmak için medyayı ele geçirmeye çalışıyorlar. Aramızdaki bağ kopuk olabilir ama eminim, sesim size de ulaşacaktır.

Farklılıklarımızı unutalım demiyorum. O farklılıklar bu milletin zenginliğidir. Ama farklılıklarımızı ortak evimizi yakmak isteyenlere fırsata çevirmeyelim, onlara yol vermeyelim.

Kendi partimize değil, Türkiye'ye sahip çıkmalıyız. Farklı siyasi görüşlere sahip, bütün partilerden yurttaşlarıma sesleniyorum: Bugün taraf olmanız gereken şey Cumhuriyet, demokrasi, adalet ve geleceğimizdir.

"RAKİBİNİZİ DEĞİL, REJİMİ KARŞINIAZ ALIN"

Bu nedenle bütün muhalefet partilerine çağrımdır: Türkiye'nin her köyünde, her mahallesinde, her okulda kurulan sandığın başında vicdan nöbeti tutmak zorundayız. Hazırlıklarımızı bugünden yapmalıyız. Çünkü o sandıkta bu milletin namusu, iradesi ve geleceği var.

Her oyu sayalım, her tutanağı imzalayalım, her tutanağın fotoğrafını çekelim. Son oy sayılmadan, son tutanak teslim edilmeden, son itiraz kayda geçirilmeden sandığın başından ayrılmayalım.

Hangi partiden olursak olalım, ortak bir sandık güvenliği ağı kurmak zorundayız. Çünkü sandık bu milletin elinde kalan son kale değil, ilk ve asıl kalesidir. O kalenin zapt edilmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. O kaleyi birlikte koruyacağız.

Rakibinizi değil, rejimi karşınıza alın. Birbirinizle değil, bu zulümle ve zalimlikle mücadele edin. Milletin iradesine birlikte sahip çıkalım."

Gençlere seslenen İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Kıymetli gençler, size 'Sabredin' demiyorum. Bu memleketin en büyük enerjisi sizsiniz. Size 'Bekleyin' demiyorum. 'Size de sıra gelecek' de demiyorum. Bu ülke sizin; hem de şimdi sizin, sevgili gençler!

Hayatta kalmakla yetinmeyin. Hayal kurun, soru sorun, itiraz edin, üretin, bilim ve sanat yapın, dünyayla yarışın, siyasete katılın. Bu ülkenin size ait geleceğini başkalarının size vermesini beklemeyin.

Sevgili gençler, Cumhuriyet size bırakılmış donmuş bir miras değildir. Cumhuriyet, her kuşağın yeniden büyüttüğü bir ortaklıktır.

19 Mart gecesi meydanlara çıkan sizdiniz. Kimse sizi çağırmadan, kimse size yol göstermeden çıktınız. Bir paylaşım yüzünden gözaltına alınan gençleri gördük ama siz vazgeçmediniz. Yol gösterdiniz, cesaret verdiniz, ışık tuttunuz.

Sizin kuşağınız Türkiye'yi çok daha ileriye taşıyabilir. Size çok inanıyorum. En büyük güvenim ve inancım siz gençlersiniz."

Türkiye'nin geleceğine ilişkin umudunu dile getiren İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Umudu bir teselli olarak anlatmıyorum. Umuda inanıyorum çünkü bu millete inanıyorum. Enerjisine, zekasına, vicdanına, çalışkanlığına ve cesaretine inanıyorum. Demokratik ve güçlü bir devlet kuracağımıza, huzurlu ve zengin bir toplum yaratacağımıza, eşit ve özgür yurttaşların Cumhuriyetini güçlendireceğimize, adil ve serbest siyasi rekabeti güvence altına alacağımıza inanıyorum.

Bunu yapacağız! İçimde şüphenin kırıntısı yok. Bu ülkenin geleceğini korku değil umut, kavga değil barış ve huzur, duvarlar değil köprüler belirleyecek. Türkiye hayalini hep birlikte kurduk. Mutlaka büyüteceğiz, mutlaka başaracağız!"

"BU, BİR BELEDİYE BAŞKANI'NIN METRO YAPTIĞI İÇİN YARGILANDIĞI DÖNEM OLARAK ANILACAK"

İmamoğlu, yaşanan sürecin ileride tarihçiler tarafından değerlendirileceğini ifade ederek, şöyle devam etti: "Yaşadığımız bu dönem, Türkiye tarihinin acayiplikler hanesine yazılacak ve sonra kapanıp gidecek. Gelecekte tarihçiler bu karanlık dönemi şaşkınlıkla ve dehşetle yazacaklar.

Bir belediye başkanının metro yaptığı, borcunu ödediği, ihaleyi iptal edip işi daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız buna inanamayacak. 'Bunu nasıl yaptılar?' diye soracaklar. Bunu yapanların çocukları da okuyacak, utanacak, ar edecek. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak.

Allah kimseyi utanılacak bir dede veya baba durumuna düşürmesin.

O gün herkese hesap sorulacak: Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? Bu soruların cevabını bu salon ve tarih verecek. O tarih çok yakındır."

İmamoğlu, kendisine ve ailesine yönelik baskılara ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

"Beni hapse atabilirsiniz, zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü ve fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilir, oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilir, aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz.

Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı. Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, kurduğunuz mahkemeler ve tutukladığınız masum insanlar üzerinden yürüttüğünüz karalama kampanyaları vız gelir, tırıs gider."

"SİZ SİR FETRET DEVRİNE LİDERLİK EDİYORSUNUZ"

İmamoğlu, savunmasının son bölümünde iktidara seslenerek, Türkiye'nin mevcut siyasi dönemini "ara dönem" olarak nitelendirdi ve şunları söyledi:

"Sözlerime son verirken, beni ve şahsımda millet iradesini Silivri'de tutsak alan herkesin bildiği o siyasi iradeye bir kez daha seslenmek istiyorum.

Bilmelisiniz ki kurmak istediğiniz bu rejimin ne Türkiye tarihinde ne de Türkiye'nin geleceğinde yeri vardır. Siz bir fetret devrine liderlik ediyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak bu parantezin kapanmayacağını ve bu dönemin devam edeceğini zannediyorsunuz.

Ama buradan söylüyorum: Devriniz bitmiştir. Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihe bir ara dönem olarak geçecektir. Ömrünü tamamlamış, uzatmalara oynayan; zorla ayakta kalmaya çalışan, yorgun, gözünün feri bitmiş, muhakemesi zayıflamış bir ara dönem… Enerjisi tükenmiş. Artık çevrenizde olup biteni göremiyor, fark edemiyorsunuz. Küçük bir grubun yönlendirmesiyle, yalnızca onlardan aldığınız haberlere dayanarak kararlar veriyorsunuz.

Halktan, sokaktan, meydandan, pazardan, camiden ve milletten kopuksunuz. Milletin dışındasınız. Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil, adliyede yenmeye çalışıyorsunuz."

İmamoğlu, kendisine yönelik yargı sürecinin siyasi sonuç doğurmasını amaçladığını savunarak, "Bu dava, şahsımı siyaset sahnesinden silme çabasının çok ötesindedir. İktidarın asıl varmak istediği sonuç, kul hakkı üzerine inşa ettikleri rant ve israf düzenini korumaktır. Bu millete, 'Sizin oyunuzun ve iradenizin benim karşımda hiçbir hükmü yoktur' demektir. Hakkı yenen halkı çaresizliğe ve mutlak itaate mahküm etmektir" ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyetine de seslenen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu salonda evrensel hukuk normlarına ve kadim devlet ahlakımıza uygun, bağımsız ve tarafsız bir süreç istiyoruz. Bütün kötü referanslara ve gelişmelere rağmen arzumuz budur. Bunun ispatı sizdedir.

Millet, sizin tavrınızı saniye saniye takip etti ve etmeye devam edecek. Bir mahkeme dışarıdan bu kadar etkilenmeye veya tehdit altında tutulmaya maruz bırakılabilir mi? Mahkeme, Anayasa'daki tanımıyla gücünü hakkın terazisinden ve milletin vicdanından almalıdır.

Hukuki ve ahlaki hiçbir meşruiyeti olmayan bu sürecin figüranı olmadım, olmayacağım. Bu salonda nasıl bir karar çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz. Süreç devam ediyor. Endişem şudur: Bazı kararlar bu salon kurulmadan önce mi yazıldı, yoksa süreç içinde mi yazılacak? Bunu siz ispat edeceksiniz."

"ALNIMIZ AK, BAŞIMIZ DİK, BİR MİLİM GERİ ADIM ATMIYORUZ"

Ekrem İmamoğlu, savunmasını Cumhuriyet, demokrasi ve millet iradesine vurgu yaparak, şöyle tamamladı:

"Şunu herkes çok iyi bilsin: Zulüm karşısında boyun eğmek, haksızlık karşısında susmak bizim inancımızda yoktur.

Bu sözleri tekrar edeceğim: Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Oysa biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Oysa bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.

Ne kadar baskı yaparsanız yapın, yargıyı ne kadar sopaya çevirirseniz çevirin, bu millet iradesine ve rızkına vurulmak istenen prangaları tarih boyunca söküp attı. Yine söküp atacak.

Cumhuriyet'in onurlu mirasına ve milletin helal hakkına sahip çıkmaktan bir an bile geri durmadık, durmayacağız. Korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Alnımız ak, başımız dik; bir milim geri adım atmıyoruz.

Bu ülkenin meydanlarında, sokaklarında ve sandıklarında yeşeren büyük umudun adliye koridorlarında kurulan kumpaslarla söndürülmesine asla izin vermeyeceğiz.

Çünkü bu ülkenin son sözünü hiçbir iktidar söylemedi, söyleyemeyecek. Hiçbir makam söylemedi, hiçbir kişi söyleyemez. Hiçbir mahkeme de söyleyemez. Son sözü daima millet söyledi, yine millet söyleyecek.

Milletin o sözü Cumhuriyet'in temelidir: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Biz Atatürk'ün öğrencileriyiz. Cumhuriyet'in yılmaz bekçileriyiz. Demokrasinin sonsuz savunucularıyız. Siz ne yaparsanız yapın, son sözü daima millet söyler. Son hükmü daima ilahi adalet verir.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın: Adalet kazanacak. Demokrasi kazanacak. Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak.

Ben kendimi hiç kimseye değil, aziz milletime emanet ediyorum.

Hazreti Ali ne güzel söylemiş: 'Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.'

Ey halkım, Hazreti Ali'nin sözünü tekrar ediyorum: Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.

Aziz milletimizi ve Sayın Heyeti saygıyla selamlıyorum."

Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi. İmamoğlu, salondan ayrılırken kendisini alkışlayan kalabalığa, "Millet kazanacak, millet kazanacak" diye seslendi.

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.