Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • Kültür ve Medeniyet Vakfının (KÜME) ODAK projesi kapsamında, Anadolu Ajansı ve Rami Kütüphanesi ortaklığında h...
- • Programın "Kültür Sanat Yayıncılığının Değişen Ekosistemi" başlıklı oturumunda, YEM Kitap Genel Yayın Yönetmen...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
Kültür ve Medeniyet Vakfının (KÜME) ODAK projesi kapsamında, Anadolu Ajansı ve Rami Kütüphanesi ortaklığında hazırlanan "Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya" programında, kültür sanat yayıncılığının mevcut durumu ve geleceğine dair konular ele alındı.
Programın "Kültür Sanat Yayıncılığının Değişen Ekosistemi" başlıklı oturumunda, YEM Kitap Genel Yayın Yönetmeni Mesut Kaya, Paradigma Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Memmi ve Krom Kitap Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Selim Özban konuştu.
Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Etil'in moderatörlüğünde düzenlenen programda, yayıncılık dünyasının tarihi kökleri, editoryal süreçler, dağıtım ve maliyet sorunları ile yapay zekanın yayıncılık sektörüne etkileri ele alındı.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
"Dünyadaki gidişata baktığımızda yayıncılıkla uğraşmak, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır"
YEM Kitap Genel Yayın Yönetmeni Mesut Kaya, yayıncılıkla uğraşmanın akademik bir tesadüf veya sıradan bir meslek olmadığını belirterek "Yayıncılık, üniversite sınavında yanlış tercih ile yanlışlıkla girdim diyeceğiniz bir yer değil. Aslında yayıncılar, büyümeyen çocuklardır. Editörler, yazarlar, yayınevi sahibi olma hayali kuranlar, hepsi bitmek bilmeyen heveslerle ulaşılması zor hedeflerin peşinde inatla koşan insanlardır. Dünyadaki gidişata baktığımızda yayıncılıkla uğraşmak, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Kaya, popüler kültürün ve gündelik eğilimlerin baskısından uzak durarak okurla kurdukları güven ilişkisini şu sözlerle aktardı:
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
"Ben art niyetli bir şekilde, buradan ne kadar para kazanırım kolaycılığına kaçamam. Çünkü 'okuyucum' dediğim kişi aslında benim her gün karşılaştığım, yüz yüze baktığım ve bir süre sonra da yolumun kesişeceği insanlar. Bu da bu mekanizmanın sağlıklı yürümesini sağlıyor. Popüler kültürün gündelik yaşamın değişkenliklerine, 'Ya biz de böyle yapalım, bak bunlar buradan çok iyi para kazanıyor ya da böyle çok fazla takipçi elde ediyor' duygularından bağımsız hareket edebilme olanağı sağlıyor."
Bu niş alanın kendileri için bir konfor alanı oluşturduğunu ve asıl amaçlarının anlık popülarite olmadığını vurgulayan Kaya, "Çok niş ve tanımlı, dar bir alanmış gibi gözüken bu çerçeve, aslında bizim konfor alanımız. Dışarıda istediğiniz kadar gürültü patırtı yapabilirsiniz ama bizim yaptığımız şey, Topkapı Sarayı'nın son rölövelerinden elde edilen ve daha önce 180 metre olarak gözüken dış bahçe duvarının aslında 208 metre olduğunun bulunması ve bunun kitabın ikinci baskısında güncellenmesi. Bu bizim için daha önemli. Yani onu o anda duyurmak değil meselemiz. Geçmişten bugüne kadar gelen, bin yıllardır üretilmiş ve bugüne kadar aktarılmış olan kadim bilginin sonraki kuşaklara da doğru bir şekilde aktarılmasını sağlamaktan öte bir şey değil yapmaya çalıştığımız." dedi.
"Kendi perspektifimizden içerik üretmeyen noktaya doğru gidiyoruz"
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
Paradigma Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Memmi de yayınevinin kurucusu sosyolog Hüsamettin Arslan'ın yayıncılık dünyası ile ilgili görüşlerini aktararak "Hocamın yayıncılıkla ilgili şöyle bir temel problemi var. Şu an bu dünyaya Batı dünyası hakim, onların dediği oluyor. O zaman bizim dünyayı anlamamız için Batı dünyasını anlamamız lazım. Onları nasıl anlayacağız? Batı dünyasının kurucu metinleri, eleştirileri inceleyeceğiz ve Türkiye'ye kazandıracağız. Böylelikle hakim gücü kavrayacağız ve onunla mücadele ederek karşılık vereceğiz." değerlendirmesini yaptı.
Yayınların nasıl seçildiğini açıklayan Memmi, "Bunun bir formülü yok. Bazen üniversitede bir akademisyen görüyorum, YÖK merkezine giriyorum, tezine bakıyorum. Daha kıdemliyse onun ürettiği tezlere bakıyorum. Bazen de televizyonda çok iyi konuşan veya iyi bir kavramsallaştırma yapan hocaya denk geliyoruz." diye konuştu.
Memmi, yapay zekanın telifli eser üretimini sekteye uğratmasına dair de "Bilgi ve kendi perspektifimizden bir içerik üretmeyen noktaya doğru gidiyoruz. Bu konuda önümüzdeki 10 senede çok büyük bir sıkıntı yaşayacağız. Yapay zekanın bilgi kaynağı olmasının yaygınlaşması konusunda şu an hesap edemeyeceğimiz böyle tuhaflıklarla karşılaşacağız." ifadelerini kullandı.
Süreç Nasıl İlerleyecek?
"Çok hacimli kitaplar değil daha az hacimli ama derinlikli ürünler vermeye çalışıyoruz"
Krom Kitap Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Selim Özban ise konuşmasında bir işi ele alırken konuyu 360 derece düşündüklerini belirterek "Kitabı alırken baktığımız şeyler belli. Eser özgün olmalı, yeni bir fikir ortaya koymalı. 'Akademik terminolojiye boğulmamalı' diyoruz ama popüler söylemlere de yaslanmamalı. Yorumu açık, zengin bir içerik sunmalı ama bizim için önemli olan mümkünse kitabın ötesinde (konusu) bir sergiye, filme ya da sahneye taşınabilmeli." dedi.
Yayıncılık sektörünün içinde bulunduğu zorluklara ve yayınevi olarak benimsedikleri modele değinen Özban, şu değerlendirmede bulundu:
"Kitabevlerinin kapandığı sürede, yayıncıların kağıt, matbaa, dağıtım sıkıntılarından ötürü aslında bugün en ucuz şey kitap. Bir kahve parasından daha ucuz olan tek şey bugün kitap ve dergi ama buna rağmen insanlar kahve içiyorlar. Başka bir zamanda yaşıyoruz. Benim de okuma alışkanlıklarım değişti. O yüzden fark ettiğiniz üzere çok hacimli kitaplar değil daha az hacimli ama derinlikli ürünler vermeye çalışıyoruz."