Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan aç...
  • Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan aç...
  • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; Yapay zeka sohbet robotları artık yalnızca bilgi almak için değil, insanların en özel düşüncelerini, kaygılarını ve aile içindeki meselelerini paylaşmak için de kullanılıyor. Ancak kullanıcıların çoğu, bu konuşmaların bir gün mahkeme dosyasına girebileceğini hesaba katmıyor. Yaşanan davalar, ChatGPT’ye yazılan sıradan bir mesajın nasıl hukuki sürecin parçası haline gelebildiğini gözler önüne seriyor. Ortaya çıkan detaylar gerçekten düşündürücü….HER ŞEY BABASININ SÖYLEDİĞİ BİR SÖZÜ CHATGPT’YE DANIŞTIKTAN SONRA OLDUBu tartışmanın dikkat çekici örneklerinden biri, mahkeme kayıtlarında ‘RKC’ olarak tanımlanan genç bir kişinin davasında vuku bularak kamuoyunda ses getirdi. Washington Post’ta yer alan haberde RKC, Ekim 2024’te babasının kendisine söylediği bir sözün anlamını çözmek için ChatGPT’ye danıştı. Mahkeme kayıtlarına göre genç, sohbet robotuna babasının kendisine 1 milyon dolarlık bir tazminat alacağını söylediğini, ancak bu paranın kendisini mutlu etmeye yetmeyeceğini ifade ederek bunun ne anlama geldiğini sordu.İlk bakışta sıradan ve kişisel bir sohbet gibi görünen bu konuşma, daha sonra bir hukuk dosyasının parçası haline ulaştığı resmi olarak kaydedildi. RKC, 2023 yılında Meta, Snap, TikTok ve YouTube’a karşı dava açarak bu şirketlerin uygulamalarının kendisinde yıllarca süren sosyal medya bağımlılığı ve ruh sağlığı sorunlarına yol açtığını savundu. Dava kapsamında genç tarafından ChatGPT’ye yazılan bazı mesajlar da savunma avukatlarının sunduğu materyaller arasında kamuoyuna yansıdı.Temmuz ayının sonlarına doğru RKC’nin avukatları Snap, TikTok ve YouTube ile anlaşmaya vardı. Meta’ya karşı açılan dava ise kısmen, gencin haftalar sürebilecek ve oldukça yorucu bir duruşmayı kaldırabilmesine ilişkin endişeler nedeniyle düşürüldü. Şirketler RKC’nin iddialarını reddederken, Snap yorum yapmadı; Meta, TikTok ve YouTube ise konuya ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi. Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.

Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; CHATGPT’YE YAZILAN BİLGİLER GERÇEKTEN SİLİNİYOR MU?Bu noktada tartışmanın yalnızca hukuki değil, teknik bir boyutu da bulunuyor. Kullanıcıların ChatGPT gibi platformlara yazdığı kişisel ve hassas bilgilerin nasıl saklandığı, silinen konuşmaların sistemlerden tamamen kaldırılıp kaldırılmadığı ve bu verilerin hangi koşullarda yeniden erişilebilir hale gelebileceği önemli soru işaretleri arasında. Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.

Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; “Teknik açıdan bu sistemler oldukça güçlü güvenlik önlemleri kullanıyor. Örneğin OpenAI, kullanıcı içeriğinin hem cihaz ile sunucular arasındaki aktarım sırasında hem de depolanırken şifrelendiğini belirtiyor. Dolayısıyla internette açık biçimde dolaşan veya herkesin erişebileceği bir veriden söz etmiyoruz” diyen Bilişim Uzmanı Osman Demircan, “Ancak şifrelenmiş veri ile kimsenin hiçbir koşulda erişemeyeceği veri aynı şey değil” dedi ve şu bilgilerin altını çizdi: Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; “Sonuçta kullanıcı, bilgiyi kendi cihazından çıkarıp bir bulut hizmetine gönderiyor. Hesabın ele geçirilmesi, yetkili sistem erişimleri, hukuki talepler, üçüncü taraf entegrasyonları veya yazılım güvenlik açıkları gibi riskler, teorik olarak senkronizasyon olan her bulut sisteminde bulunma olasılığını barındırıyor. Silme konusunda da önemli bir ayrıntı bulunuyor. OpenAI’nin güncel politikasına göre bir sohbeti sildiğiniz anda konuşma hesabınızdaki görünümden kaldırılıyor, fakat sistemlerden kalıcı olarak silinmesi 30 gün içinde gerçekleştirilmek üzere planlanıyor. Güvenlik veya hukuki bir yükümlülük varsa verinin daha uzun süre tutulması mümkün olabiliyor. Ayrıca veri daha önce kimlikten arındırılmış ve kullanıcı hesabıyla bağlantısı koparılmışsa daha erken silinmesi ya da daha uzun süre anonimleştirilerek tutulması söz konusu olabiliyor.” Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.

Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; Çünkü güvenlik amacıyla bir kopyasının 30 güne kadar saklanabildiğini vurgulayan Demircan, “Eğer bir GPT’nin (Generative Pre-trained Transformer / Üretken Önceden Eğitilmiş Dönüştürücü) harici bir servise veri gönderen eylemleri kullanılıyorsa, yani kendi süreçlerini bir yapay zeka uygulamasına bağladılarsa, üçüncü tarafın kendi saklama politikası da geçerli olacağı için süre çok daha uzun olabiliyor. Bu nedenle kullanıcı açısından en sağlıklı prensip şu olmalı: ‘Silme düğmesine basabiliyorum ve silebiliyorum’ demek, verinin aynı saniyede dünyadaki bütün sistemlerden fiziksel olarak yok olduğu anlamına gelmiyor” dedi ve ekledi: Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.

Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; “Şifre, kredi kartı bilgisi, kimlik belgesi, şirket sırrı, kişiye özel sağlık verileri veya üçüncü kişilere ait son derece hassas bilgilerin mümkün olduğunca yapay zeka sistemlerine doğrudan verilmemesi; gerekiyorsa isimlerin ve tanımlayıcı bilgilerin anonimleştirilmesi, yani okunamaz hâle getirilmesi, çok daha güvenli bir yaklaşım.” Gelişmeler doğrultusunda konunun detaylı analizi ve resmi açıklamaları editör ekibimiz tarafından yakından takip edilmektedir.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; CHATGPT’YE YAZILAN TEHDİTLER SORUŞTURMANIN PARÇASI OLDUChatbot konuşmalarının yalnızca hukuk davalarında değil, ceza soruşturmalarında da önemli hale geldiğini gösteren örnekler bulunuyor. Bunlardan biri Florida’da vuku bularak kamuoyunda ses getirdi. FBI, geçtiğimiz mayıs ayında Palm Beach County polisine, ChatGPT’nin üreticisi OpenAI tarafından yapılan bir bildirim hakkında bilgi verdi. Mahkeme belgelerine göre Darren Zhou olarak tanımlanan bir kullanıcı, eski kız arkadaşına tecavüz edip öldürme planlarını aylar boyunca ChatGPT’ye anlattı.Zhou’nun eski kız arkadaşının voleybol antrenmanından dönmesini bekleyerek ona saldırmayı planladığı ve kendisine de zarar vermeyi düşündüğü iddialar arasında yer aldı. FBI’dan gelen bilgiler üzerine harekete geçen yerel polis, kadını tespit etti. Yetkililer ayrıca Zhou’nun ayrılığın ardından eski kız arkadaşına anonim mesajlar gönderdiğini belirledi. Mahkeme belgelerinde bu mesajlardan bazılarının tehditlerin ciddiyetini desteklediği ifade edildi.Zhou mayıs ayında tutuklandı ve eski kız arkadaşına gönderdiği mesajların yanı sıra ChatGPT konuşmaları da soruşturmanın bir parçası oldu. Polis, söz konusu mesajların tehditlerin güvenilirliğini güçlendirdiğini kelimeleriyle konunun ehemmiyetini dile getirdi. Zhou daha sonra suçunu kabul etti ve bu ay sekiz yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı. Avukatı ise konu hakkında yorum yapmadı.OpenAI, kullanıcı konuşmalarında tehlikeli davranış belirtilerini tespit etmek amacıyla otomatik sistemler ve inceleyiciler kullandığını açıklamasında bulunarak ayrıntıları kamuoyuna aktardı. Şirket, nisan ayında yayımladığı bir açıklamada, konuşmanın başkalarına yönelik yakın ve güvenilir bir tehdit oluşturduğuna karar vermesi halinde konunun kolluk kuvvetlerine bildirilebildiğini kelimeleriyle konunun ehemmiyetini dile getirdi. Ancak şirket, kullanıcıların kaç kez polise bildirildiğine ilişkin sayı vermedi. Gelişmeler doğrultusunda konunun detaylı analizi ve resmi açıklamaları editör ekibimiz tarafından yakından takip edilmektedir.

Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; PEKİ, BU KONUŞMALAR TEKNİK OLARAK GÜVENİLİR BİR DELİL Mİ?Bir chatbot konuşmasının mahkemeye sunulması, beraberinde başka bir soruyu da gündeme getiriyor: Ekran görüntüsü veya sohbet kaydı gerçekten o kişi tarafından mı oluşturuldu? Konuşmanın bir bölümü değiştirilmiş, silinmiş ya da bağlamından koparılmış olabilir mi?Osman Demircan’a göre yapay zeka sohbetlerinin hukuki bir delil olarak değerlendirilmesinde ilk ve en önemli soru, konuşmayı gerçekten kimin yaptığı. Bir hesabın belirli bir kişiye ait olması, o hesaptaki her mesajın da aynı kişi tarafından yazıldığı anlamına gelmiyor. Bilgisayarın açık bırakılması, telefonun başka birinin eline geçmesi, hesabın paylaşılması ya da üçüncü bir kişi tarafından ele geçirilmesi gibi ihtimallerin de değerlendirilmesi gerekiyor.Demircan, bu nedenle yalnızca hesap sahibine bakılarak bir sonuca varılamayacağını belirterek şöyle konuştu:“Bir yapay zeka uygulaması hesabının belirli bir kişiye ait olması, o konuşmayı mutlaka o kişinin yazdığı anlamına gelmez. Hesabın ele geçirilmiş olması, bilgisayarın açık bırakılması, telefonun başka birinin eline geçmesi veya hesabın paylaşılması gibi ihtimaller söz konusu olabilir. Bu nedenle hesap bilgileri, oturum kayıtları, cihaz bilgileri, zaman damgaları ve varsa IP ile oturum verileri, cihazın adli bilişim incelemesiyle birlikte değerlendirilmeli. Ancak bu verilerin hangilerine erişilebileceği ve bunların hukuken nasıl elde edilebileceği, kullanılan hizmete, davanın niteliğine ve ülkelerin yerel kanunlarına göre değişebilir.”Bir diğer kritik nokta ise eldeki konuşmanın sonradan değiştirilip değiştirilmediği. Demircan’a göre tek başına bir ekran görüntüsü, konuşmanın gerçekten o şekilde gerçekleştiğini kanıtlamak açısından güçlü bir delil sayılmayabilir. Çünkü görüntüler çeşitli yazılımlarla düzenlenebilir, tarayıcı üzerinde metinler değiştirilebilir veya yapay zeka kullanılarak gerçeğinden ayırt edilmesi zor sahte ekranlar oluşturulabilir.“Bu noktada adli bilişim açısından hash değerleri (dijital verinin bütünlüğünü doğrulamak için oluşturulan benzersiz sayısal özetler) önem kazanıyor” diyen Demircan, “Kriptografik hash, dijital bir verinin bütünlüğünü kontrol etmek için kullanılan teknik yöntemlerden biri. NIST’in (National Institute of Standards and Technology / Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü) adli bilişim ve dijital delillere ilişkin rehberlerinde de delilin elde edilmesi sonrasında bütünlüğünün doğrulanması ve kimlerin elinden geçtiğinin kayıt altına alınması, yani bir delil muhafaza zincirinin oluşturulması önemli uygulamalar arasında yer alıyor” şeklinde konuştu. Gelişmeler doğrultusunda konunun detaylı analizi ve resmi açıklamaları editör ekibimiz tarafından yakından takip edilmektedir.

Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; Ayrıca uzman isim, hash değerinin de çoğu zaman yanlış anlaşıldığına da dikkat çekti:“Hash, bu konuşmayı belirli bir kişinin yazdığını kanıtlayan bir yöntem değildir. Hash'in gösterdiği şey, elimizdeki dijital verinin alındığı andan itibaren değiştirilip değiştirilmediğidir. Dosyada tek bir bit bile değişirse, güçlü bir hash algoritmasının ürettiği değer değişir. Dolayısıyla hash bize verinin bütünlüğü hakkında bilgi verir; ancak o veriyi kimin oluşturduğunu veya hesabı o anda kimin kullandığını söylemez. Kullanıcı kimliğini ortaya koyabilmek için hesap, cihaz, oturum ve gerektiğinde diğer dijital delillerin birlikte incelenmesi gerekir.”BİR BAŞKA DAVADA CHATGPT MESAJLARI MALA ZARAR VERME SORUŞTURMASINA GİRDİMissouri'nin Springfield kentinde yaşanan başka bir olay da chatbot konuşmalarının nasıl delile dönüşebileceğini gösterdi. Tutuklama emri ve polis raporuna göre öğrenci Ryan Schaefer, 2025 yılının ağustos ayında kampüs otoparkında 17 araca zarar vermekle suçlandı. Polis eylül ayında Schaefer'ı uyandırarak soruşturma kapsamında telefonuna erişim sağladı.Polis kayıtlarına göre Schaefer, olay gecesi saat 03.47 civarında ChatGPT'ye durumunun ne kadar kötü olduğunu sordu ve araçlara zarar verdiğinden bahsetti. Ardından polisin kendisini nasıl tespit edebileceğini sorguladı. Bu konuşmaların ortaya çıkmasının ardından Schaefer birkaç gün içinde tutuklandı. Daha sonra mala zarar verme suçunu kabul etti ve temmuz ayında beş yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı.  Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

Sıcak gelişmelere dair edinilen son bilgilere göre, kamuoyunun yakından takip ettiği olayda yeni bir aşamaya geçildi. Aktarılan detaylara göre; -- Yani bu verilerin elde edilmesi keyfî bir işlem değildir; ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun aradığı koşulların yasal makamlarca yerine getirilmesi halinde hukuka uygun bir delil elde etme işleminden söz edilebilir. Nitekim yapay zeka platformları, hukuken ‘sosyal ağ sağlayıcı platform’ mahiyetinde olup, 5651 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4 uyarınca, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıları adli mercilere bilgi vermekle yükümlü kılınmıştır. Bu mekanizma, yurt dışındaki bir platformdan veri talep edilmesinde muhatabı Türkiye’de belirli kılan bir yol sağlamış. Dolayısıyla bir yapay zeka platformu bu kapsama girdiği ölçüde, adli makamların taleplerini karşılama yükümlülüğü altında.-- Söz konusu yapay zeka sohbetlerine üçüncü bir kişi tarafından, kişinin rızası ve bilgisi dışında erişilerek bunların paylaşılması ise bambaşka bir hukuki zemine oturur. Bu ihtimalde, elde edilen içerik ne kadar önemli olursa olsun, hukuka aykırı biçimde elde edilmiş olduğundan delil değeri taşımaz; dahası bu eylem, Türk Ceza Kanunu kapsamında haberleşmenin gizliliğini ihlal başta olmak üzere elde edilen bilgilerin kapsamına göre başlı başına bir suç oluşturabilir. Yani aynı yazışma, usulüne uygun elde edildiğinde delil olmuşken, üçüncü bir kişinin usulsüz müdahalesiyle elde edildiğinde hem delil olmaktan çıkar hem de o kişiyi cezai sorumluluk altına sokar.YAPAY ZEKAYA YAZILAN BİR İTİRAF TEK BAŞINA DELİL SAYILIR MI?Chatbot konuşmalarının hukuki boyutundaki bir diğer kritik başlık ise bu kayıtların delil değeri. Özellikle bir kişinin yapay zekaya suç işlediğini itiraf etmesi, bir saldırı planından bahsetmesi veya başka bir kişiye yönelik tehditlerini anlatması halinde, bu konuşmanın mahkeme açısından tek başına ne ifade edeceği merak ediliyor.Bu soruma “Bir suç bilimci olarak bu soruya delilin bilimsel değerlendirme ölçütleriyle yaklaşmak isterim” cevabını veren Ceren Küpeli, şu önemli bilgilerin altını çizdi: Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.